kıro sosyolojik analiz
Okulun önünde patrona yakalanmadan bi sigara molası verme çabası içindeydim. Gözüm caddeden geçen sarmasdolaş bir çifte takıldı. Gayet mutlu mesut bir lezbiyen çift, yeşil Wendy’s formasıyla tipik bi amerikan fast food tezgahtarı kadınla dyke tabir ettikleri kısacık saçlı, vücudunun tüm kadınsal formunu kah şişmanlayarak kah gayet kişiliksiz ve büyük beden old navy kıyafetler giyerek kapamaya çalışan ve biyolojik verileri ne olursa olsun burundugu rol “erkek” olan başka bi kadın. Sabah mahmurluğu, doğuştan gelen gıcık tabiyatım ve bi anda zühur eden sosyolojik öngörülerimle kendi kendime sordum: e ne manasi var o zaman yahuuuu ??.. bi anda içimde kadınların yanına gidip wendys gülünü omuzlarından sarsmak için şuursuz bi istek kabardı. Allahtan usengec bi insanim, durdugum yerde durdum tuzluk gibi.
Akşam gayet sosyolog bi arkadaşımla buluştum. Heycanlı heycanlı hikayeyi anlattım. Bu dyke işine kafamın yatmadığını, kadın bedenine duyulan bi fiziksel arzu veyahut ataerkil ve maskülen düzene bi başkaldırı biçiminde tezahür edebilecek lezbiyenliğin her iki koşulda da erkek sosyal kodlarını ve fiziksel öykünmesini barındıran bi insandan tat almayı nasıl mümkün kıldığını anlamadığımı kendimce anlattım. O zaman fark nerde kardeşim misali bi soruyla da bitirdim. Sosyolog arkadaşım benim yontulmamış Türk tabiyatımı kınadı, bin salak misin kadının sadece penisinin olmaması bile sence yeterince fark yaratmıyor mu dedi? Ben biraz düşündüm, sonra da daha fazla krolaşmamak için sustum. Hmm, evet haklısın sanırım falan dedim. O sırada zaten Anthropologie’nin önüne gelmiştik. Ay burası da sahane dükkan, evet şekerim ama fiyatlar el yakıyor gibi ortak paydalarda buluşarak konuyu kapadık.
Tam bu noktada gayet sevdiim lezbiyen arkadaşlarım falan olduğunu söyleyerek kendimi savunmam gerekiyor biliyorum ama ucuz numaralara prim veren bi insan diilim. Ya da olduğum bilinsin istemem.
