Sanat mi büyük baş hayvan mi?
New Jersey’e gidilmesi gerekiyodu, gittik. Daha yola çıkmadan farketmeye başladım bunu; aman yarabbim söyliycek ne çok negatif şeyim var. Herşeye önce bi hayır. Dedim kendimi durdurmam lazım. Tren boyunca söyliycek iyi huylu bişiler bulmaya çalıştım. Yol kısaymış, çok fırsatım olmadı.
Trenden indik, baktım Jersey acayip bi yer. Sampuana vergi yok, saç kremine var. Kendilerince bi adalet sistemi kurmuşlar zahir, karışmadım. Toplantının olduğu binaya girdik. Herkes bi mutlu. Noluyo dedim, meğer Kalamış Marina manzarası varmıs. Pıtır pıtır yelkenliler, vapurlar, bişiler. G’nın eşyalarını yana atıp kendimce en seyirlik yere oturdum. Ayol Jersey ne güzelmiş’lendim. B. “Aşağıda Sand Bar var” dedi, “nefis..” Sonra elini güçlendirmek için “Halikarnas Disko gibi” diye ekledi. Ben mi insanları tanımıyorum onlar mı beni diye düşünürken trende aldığım kararı unutmuşum, başladım yine herşeye itiraz etmeye.
Haklı mıyım, haklıyım. Ama bazı insanlar var yumuşak yumuşak anlatıyolar dertlerini, nası özeniyorum. Hiçbişeyden şikayet etmiyolar, işlerini seviyolar. K. mesela. Saat Türkiye’de olmuş sabahın 4’u. Kaldırdık çocuğu uykusundan, bana mısın demedi. Anlattı da anlattı.
Akşam LC’ye “ben olsam …. kalkmazdim” dedim. Guldu. “Hayatımda gördüğüm en terbiyesiz insansin” dedi. Evet ya, değişmem lazım. Hem terbiyesiz hem herşeye itiraz, hayat böyle geçmez.
Enivey, herkesin hayatla bi başa çıkma mekanizması var. A. mesela. Çalıştığı kata indik. Abuk subuk filmler izliyip broker olmaya heveslenen körpe dimağları bi uyarıym da ben: sakınn ha! Ofisi geç, cubicle bile yok, 30 santimlik bi masada sen hıyar, yandaki tuzluk oturuyosun. Önünde 3 ekran, 2 telefon ahizesi, bacak bacağa atıcak yer yok yahu. Dedim çıkarın beni burdan. Yanımda fotoğrafçı bi arkadaşım vardı. O halimden anlar sandım. “Bi anda binlerce kımıl kımıl hamam böceği üstüme üstüme geliyomuş gibi oldum.” dedim. Meğersem onun da umru diilmiş sanat manat, bi nevi işadamı olcakmış. E öbürü desen mis gibi yolunu çizmişti, bi anda nevri dondu; ressam olcakmış…
İşte böyle senelerce bağırma çağırma, herşeye peki babacım, olur örtmenim…Delleniyosun heralde bi anda.
Ama bak şu da var, sanatçı takımı da fenalarda. Kaç asırdır senaryo yazarı bi adam var mesela, Free Willy’yi falan yazmıs. Ki özgürlüğüne kavuşan bi balinanın hikayesini anlatmak için aktör bi balina kullanmak düpedüz sahtekarlık..Adam da gel zaman git zaman çaptan düşmüş zaten. Evde tutulmayan senaryolardan küçük dağlar olmuş. Tutmuş bigün birine ateş etmiş, sonra o delik deşik senaryodan bronz bi heykel yapmış, bi güzel resimler de çekmiş, gitmiş bi sergi açmış. Yaaa..Elin oğlu kabiliyetsizliğinden sanat, başarısızlığından başarı çıkarsın biz hala eti mi sütü mü? Bu hayat böyle geçmez kardeşim.
Ama bak, benim sevdiğim dünya bambaşka bi paralelde, o da ayrı. Biri var, askere gitmemek için 150 kilo olmuş mesela, yemek yiyip yiyip “vatani görevimi yapıorm” diomus. Başka bi tane var, açıköğretime gidiyomus. Kanal 4de ki dersleri asıp South Park izliyomuş bütün gün. Sanatdı, büyük baş hayvandı hikaye bunlar. Sevdiğin şeyi yapıcaksın. Üstüne para vericek bi de enayi bulcaksın. Sesini çıkarana da önce bi itiraz, ısrar ederse de bağırıp çağırcaksın. 2 aya milli kahraman olmazsan, ben de adam değilim. Ayrica begenmeyen de kucuk ogluna almasin.
