Miami Vice ve Polis Imdat
Geçen sene ev soyulduğunda çamurlu 45 numara botları ve Dunkin Donuts kahveleriyle salonun içine dalıverip Kakılmış’ın toz fırçası gibi bi nesneyle parmak izi almaya başlayan New York Polis Teşkilatı mensuplarına olası şüpheliler listemi vermeye kalktığımda “hanfendi çok CSI izliyosunuz” cevabını almış ve sessizce kapak yapmıştım. O gün bugündür biraz da tipik Amerikan itfaiyeci fantazisiyle beslenmiş latan kanun koruyucusu sevgi kırıntılarımı da rafa kaldırmış bulunuyorum. Bi kere de Büyük Ada vapur iskelesinde bi polise salak demiş ve tutuklanmaktan son anda kurtulmuştum. Birisi bana bi kamu görevlisiyle arasında geçen bi münasebeti anlatsın hiç gözünün yaşına bakmam direk halktan yana önyargılanırım.
Peki madem, polisiye dizilere olan ilgimi nası açıklamalı? CSI’in her türlüsü (Miami’si var, Las Vegas’ı var, New York’u var, tecavüz masası var, var Allah var), Without a Trace, E-Ring, en çok da Criminal Minds, hepsini gayet izliyorum…
En nihayetinde konuyu incelemeye karar vererek Criminal Minds’in pek bi heycanlı bi bölümü esnasında yanımdaki kimseye yaklaştım. Dedim ki: “polis olmak ister miydin?” Dedi ki “isterdim.” Sonrası söyle gelişti:
Bin: Peki Türkiye’de polis olmak ister miydin?
Oburu: İstemezdim.
Bin: Vay Amerikan uşağı…
Oburu: ..E sen ister miydin peki?
Bin: İstemezdim.
Oburu: Niyeymiş?
Bin: İsyankarım ben.
Oburu: E tamam iste polislik tam sana göre o zaman.
Bin: Ne gibi pardon?
Oburu: Suça isyan ediceksin kızım…
Haaaaaaaaaaaaaaaaaaa. Valla hiç böyle düşünmemiştim. Bi anda heycanlandım. Polislik de cool olabilirdi evet. Miami Vice cool’u diil ama. Bi nevi Komser Tahir Kemal ekolü. Bi hafta kadar dizileri bu yürü be koçum gazıyla izledim. Ama yolunda gitmeyen bişiler vardı. Yeni felsefemi tam benimseyememiştim. Sonra arşivleri karıştırdım ve nihayet hatırladim.
Bundan bikaç sene önce dünyanın en cool üç insanından birine Amerika’dan hem beğeneceği hem de bütçeyi çok sarsmıycak bi hediye almaya çalışıyorduk. Dedik ki “Çok güzel NYPD (New York Police Department) tshirtleri var, ister misin?” Karşıdan bi bidon kapağının hızlıca kapandığını duydum. “Ben sana polis imdat tshirtü alsam giyer misin?”
Geçen yıllar cevabımı değiştirmemiş olucak ki bu flash-back eşliğinde televizyonu usulca kapattım: “Hayır giymezdim.”
