Depresif Xmas halleri-ripped by Hasim

Tereyagli Danimarka kukisi ve ripped by Hasim Turk dizilerinden kenar susu yaptigim son derece depresif bi haftasonu gecirdim. Persembe aksamindan ulubeyle kuserek altyapiyi da saglam kurmustum zaten. Deadline’lar da kapida kuyruk olmus, depresif ruh halinin en bi sevdigi mevsim. “Cok isim var ama yapamam ki mutsuzum ben” mevsimi..parcali bulutlu bahane yagmurlu…ayriyetten bi de zoraki Christmas heyecanlarinin getirdigi yapmacik turist dalgasi var orta Amerika’nin bagrindan kopup department store’larin yilbasi vitrinlerinin onunde uzun kuyruklar olusturan…Anladiniz iste..Ortam super musait…Yalniz Cuma aksami bi partiye gitmem lazim, o isi bozuyo biraz. Partiyi de ben sahsen kendim organize etmisim super sevdigimiz bi insana farewell partisi, gitmemek bi opsiyon diil…Neyse dedim daha onumde koca bi haftasonu var bilgisayar karsisinda homur homur youtube’lanmak icin, giyinip –suslenmeyip- partinin supriz elementlerini toparlamak uzere baloncuya gittim. Helyumdu, konfetiydi derken moralim duzeldi biraz. Sonra parti mekanina vardim. Boyle eski bi garaji lokantamsiya cevirmisler, fena diil. Ama manager adam hemen sarladi neymis efendim balonlar atmosferlerine uymuyomus…Ulan balon dediin ici sisirilmis mutluluk yalani, bizzat Amerika’nin atmosferine uyuyo, sen tepeye bi avize astin 2 de kirmizi kadife koltuk aparttin diye ne havaya giriosun acaba? Enivey, parti kazasiz belasiz atlatiliyo, supriz gercekten supriz oluyo…Icim rahat depresyonuma geri donebilirim.
Cumartesi gununu ders calisicam ayagina kukilerimle basbasa son 6 aydir ihmal ettigim Turk dizilerine adayarak geciriyorum. Avrupa Yakasi igrenc olmustur kesin yeni haliyle die umaraktan aciyorum bi bolum..Sonra Burhan abi o yeni kiz Makbule’ye “eee Makbule ne dedikodular var bakalim anlat biraz” falan diyo, Makbule de “nolsun valla yan apartmanda 12 numara nobel al
mis” gibi bisi diyo ve ben kopuyorum. Hahhahahhhahahhahaha. Boyle olmiycak, hemen depresif bi dizi bulmam lazim, herkes anlatip duruyo madem- su 1001 gece olayina giriyorum. Gercekten son derece gergin bi ortam var. Kiza hayat sillesini vurmus kiz cok gergin, adamin kadinlara guveni yok o da hakli olarak gergin, koca holdingi 2 kici kirik mimar 2 kirli sakalli adam yonetiyo is ortami da mecbur gergin..bunlari yemediyseniz dert etmeyin kendinizi muzige birakin..fondaki Turk marsi ne zaman gerilmeniz gerektiginizi haber verio zira..puffffffffffffffff…Adamin 300 binle piyasayi canlandirdigi yerde birakiyorum diziyi.. Zaten baska bolum de yokmus…Hasimcim yeni bolumu de rip eder nasi olsa ama…
Son bi aydir cok moral bozucu oldugu icin bitiremediim kitabimi aliyorum elime sonra: gun bu gundur diyerekten. Kitap kisaca salak gibi devamli daha guzel bi gelecek hayal ettigimizi, halbuki gelecegin hic bi zaman umdugumuz kadar sahane olmiycaini son derece bilimsel bi sekilde kanitliyo. Biraz googleyim diorm olayi-oha! Nil Karaibrahimgil de ayni kitabi okuyomus…Yoksa ben depresyonda diilim de felsefeye merak sarmis, pek bi guzel sacli purpop nese ozgur bi kiz miyim? Hmmm…Ben bunlari dusunurken kapi calio, ulubey gelmis yilbasinda gidilcek kayak tatilimizde kullanilmak uzere cesitli aksesuarlar almis bana…Barissam mi acaba? Yok yok daha hirsiz polis’in yeni bolumlerinde neler olmus ona bakmam lazim…
Pazar gunu, 3 ogun kuki yemekten karnim agriyarak ve depresyondan biraz baymis olarak uyaniyorum…Deadline’a da 24 saat kalmis, artik bahane uydurcak noktayi baya bi gecmisim, ustune bi tane daha Avrupa Yakasi cakiyorum…Ve elimde olmadan neseleniyorum…Sonra benim ders calistigimi sanan ulubey halime acimis bu sefer de gercek yemekler almis geliyo…Sonra bi tane daha guzel bisi oluyo, saat geceyarisi olmadan barisiyoruz…Sevgiliyle barismanin en guzel tarafi –tamam ikincisi- kus oldugunuz zaman boyunca yaptiklarinizi anlatip catch-up etmek bana sorarsaniz..Ben de ulubeye bi cirpida 1001 gecenin ozetini geciyorum, sonra “hirsiz polis’deki kiz eroinman olmus beraber izleyelim mi?” diyorum. Ulubey de ‘yok ben izlemem sen geneleve dusunce haber verirsin” dio, depresyonum gecio…
Haftanin geri kalaninda paperlarimi teslim ediyorum, sumuklu Amerikan bebelerini ittirip Macys’in dugmeye basinca aslanlarin kukredigi vitrinlerinde egleniyorum, Bryant Park’daki yeni paten pistinde kayanlari izleyip Noel dukkanlarinda geziniyorum ve The Office’in xmas special bolumlerini izleyip ister istemez yapmacik Christmas nesesine ben de kendimi kaptiriyorum.
Sonra da bi bakiyorum yine Cuma olmus zaten..Hmmm, bu haftasonu ne yapsam acaba????
