OscarTatlim
Listemi yayinlayamiyorm tatlim cunku yarinki ballotda herkesi utmem lazim. Boru diil ortada yuzlerce dolar var. Hirsliyim Adanaliyim. Ama kisa kisa filmlere bakalim gel. Cok cabuk yazcam cunku kathy griffine yetismem lazim.
SlumDog Millionnaire: Olmus sayilir. Newyorker’da commerical for poverty diodu. Biraz oole cidden. Zaten Boyle’in trainspotting’i de junkie reklami gibiydi di mi? Cekiliyo gerci cunku cocuklu bolumler cok sahane. Laylaylom izliosun. Narrative fikri de guzel. Ama cocuklar buyudukten sonraki kisimlar cok klise. Offf o kuvette paralar falan. Oyk.
Benjamin Button: Olmamis. Icinde dugme olan guzel bi film gormek istiyosaniz Caroline’a gidin. Benjamin cok sikici cok uzun. Forrest Gump’i yazan adam yazmis. Fatih Ozguven ne derse desin anlatim, formul falan ayni. Ama bi farkla: bu Benjamin’in karsisina cikan insanlarin hicbirinin akibetini merak etmiyosunuz hicbi olayla da baglanti kurdurmuyo size. Ben 3 saatin ikibucugunu trailerinda gordugum havuz sahnesini bekleyerek gecirdim o da surdu mu onbes saniye. Hadi yakisiklilas, hadi brad pitt ol artikkkk diye diye icim sisti valla. Hirsimdan bi buyuk misiri goturmusum. Ama su da var bu rolu bi tek Brad oynarmis. Adam o kadar guzelligin, gencligin ta kendisi ki o kisacik anlari cilaliyo, ihtisamlandiriyo. Cate de cok guzel. Ben boyle cilt gormedim omru hayatimda. Ama o kadar. Gerisi fissss.
Wrestler: Olmus. Hikaye cok klise aslinda. Aranovskiden baskasinin elinde gayet bi Lifetime Movie olabilirmis. Mickey Rourke dahiyane bi secim. Adam kendisini oynuyo cunku. O dusmus haller, o comeback cabasi, o bi yandan self-destruction bi yandan narsizm… Dovus sahneleri de muhtesemdi. Son derece yuzeysel ve simarik sanicaginiz bi community’nin naif hallerini, humanizmini falan o kadar guzel anlatmis ki…sevdim cok ya yazikkkkkkk.
Milk: Biraz olmus biraz olmamis. Herhalde kendisi icin degerli bi hikayeyi anlatirken bencillik etmiym ne kadar cok insana ulasirsam kardir diye mi dusunmus nedir cok konvansiyonel bi dille cekmis flmi Gus Van Sant. O alistigimiz kaygan, siirsel gercekcilik yok hic. Gayet teatral bi film olmus, kolayca bi Broadway muzikaline falan uyarlanabilir yani. Ama yine de bi etkileniyosunuz tabi. Hikaye guzel. Karakterler gercek. Emile Hirsch, James Franco cok iyi. Sean Penn bi siritiyo ama. Hafif ozurlu gibi oynamis Harvey Milk’i. Valla bak atmiyorm ulubey de ayni seyi soyledi ki kendisi halkin sesidir boyle durumlarda. I am Sam’deki rolunun bi kac oktav indirilmisini dusunun sesler eller kollar oyle. Sonunda hicirhicir agladim ama. Izlenir.
Bu aradaaaa unutuyodum The Visitor diyorum. HArika bi film. Ha-ri-ka!
Beyleyken bele iste. Doubt’la Rachel getting Married’i yarin sabah izlicem. Frost Nixon’i izleyemicem cunku offfffffffff cok sikici. Reader’i da izlemicem cunku kimse kusura bakmasin Nazi kampi ve soykirim filmlerini izleyemiyorm artik. Yeter valla.
Pazartesi oscar partisi hikayelerini yazarim. Mucuksokalipso.
UPDATE: hahahaha. “siirsel gercekcilik” yazmisim. kiniyorum kendimi. yaziklar olsun kendi kendime emeklerime. nese edit etmiym de ibret olsun bi daha evden cikmaya 5 dakka kala post yazmak yok.
Reader’i da izledim bu arada. fena diildi. yani eh.
