<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Loony Bin&#039;s Blog &#187; bodrum</title>
	<atom:link href="http://www.loonybinsblog.com/category/bodrum/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.loonybinsblog.com</link>
	<description>Çok da FiFi</description>
	<lastBuildDate>Fri, 27 May 2011 06:06:54 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.0.1</generator>
		<item>
		<title>Kamyonet, Fikret Hakan &amp; Kükürt</title>
		<link>http://www.loonybinsblog.com/2010/08/kamyonet-fikret-hakan-kukurt/</link>
		<comments>http://www.loonybinsblog.com/2010/08/kamyonet-fikret-hakan-kukurt/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 30 Aug 2010 09:28:48 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Loony Bin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Turkiye]]></category>
		<category><![CDATA[bodrum]]></category>
		<category><![CDATA[boyle de bir insan var]]></category>
		<category><![CDATA[boyle de bisi oldu]]></category>
		<category><![CDATA[fikret hakan]]></category>
		<category><![CDATA[kükürt]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.loonybinsblog.com/?p=364</guid>
		<description><![CDATA[Universitenin ilk senesi. Yas 18 havamiz 1500. Düttürü kluplerde sabahlayip eve gitmemeyi, özdemir Asaf kitaplarinin icine acisli notlar yazip oglanlari cekistirmeyi biz icat etmisiz saniyoruz. Oysa tifiliz. Tuyu bitmemis yetimin hakkindaki yetim, yazik ana kuzusu onlar dahadaki kuzular biziz. Sabahtan oglene kadar elele kol kola, oglenden aksama girtlak girtlaga olmayi yadirgamiyoruz. Ortaokuldan beri arkadasiz. Kükürt [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Universitenin ilk senesi. Yas 18 havamiz 1500. Düttürü kluplerde sabahlayip eve gitmemeyi, özdemir Asaf kitaplarinin icine acisli notlar yazip oglanlari cekistirmeyi biz icat etmisiz saniyoruz. Oysa tifiliz. Tuyu bitmemis yetimin hakkindaki yetim, yazik ana kuzusu onlar dahadaki kuzular biziz. Sabahtan oglene kadar elele kol kola, oglenden aksama girtlak girtlaga olmayi yadirgamiyoruz. <strong>Ortaokuldan beri arkadasiz</strong>. Kükürt ve ben.</p>
<p>Nasil olduysa babalardan izinleri kopardik ilk defa yalniz basimiza Bodrum’a gidicez. Gerci nasil oldugu da belli. İkimizin de aileler davul olmus gumbedegumgum caliniyo, bizi pek sallayan yok; ben seref listesine gecmisim bi sus payina ihtiyacim var; bi de uc yasimdan beri Bodrum’a gidiyorum zaten, hani tas evlerin duvarlarina yapisan kertenkeleleri bile isimleriyle taniyorum o derece. Ustelik baska bi yakin arkadasimizin ailesi de dibimizde olucak, kalinacak yeri ayarliycak, bize goz kulak olucak falan&#8230;Derken topladik bavullari vurduk kendimizi Varan otobuslerine, topkekler, seftali sulari emrimizde&#8230;Sadece birlikte buyumus iki kizin gulebilecegi gibi neye gulundugu kesinlikle belli olmayan, anirma seslerimizle bizden baska herkesin yolculugunun icine ediyo olusumuzu <strong>kiraz cekirdegi kadar umursamayan</strong>, sikayetler artinca sesimiz duyulmasin die koltuklarin kenarlarini isiran bi gulme krizi tutturup Mugla il sinirina girdik.  Elele kolkola 1 girtlakgirtlaga 0. </p>
<p>Kükürt once annemin evine ugramamiz lazim dedi. Otobusten orda inelim zaten cok yakin ben esyalarimi birakiym ordan gideriz. İyi dedim ben. Meger yakin dedii Milas’mis. Muavin durttu geldik die biz indik otoyolun ortasinda ellerde bavullar gunes agliyo, ne yone gidicemiz belli diil. Elelekolkola 1 girtlakgirtlaga 1, minibustu taksiydi derken Gölköy’e vardik. Ha canim Gölköy. O zaman daha Gölköy’le Türkbükü birlesmemis, bugun Türkbükü’nun dimtisdimtis beach clublarinin yerinde bi kac firfirli lokanta, bi tane Palmiye diye klup, bi de bildiin deniz ve iskeleler falan var. Kalicagimiz yer bi pansiyon, pencerelerinden deniz gorunuyo, yurume mesafesinde bildiin köy var, bakkalinda elmali sarap, onunden minubus kalkiyo Bodrum Barlar Sokagi’na. Barlar Sokagi <strong>Esenler otobus terminalinden hallice</strong> bi yer diil henuz, parmaklanmadan; yaninizdaki pembis surat Ingiliz koylusu grubunun terli koltukaltlarina burnunuzu sokmadan yurumek;  yan masada demlenen o zamanlar yeni yeni tureyen yerli ama cool rock gruplarindan birinin gitaristini kesiyomus gibi yaparak  of sacmalama nesi hos bunun birak allasenlenen manitayi sinirden kopurtmek, mumkun&#8230;Adamik, Korfez, Mavi’ye gidip guzel muzik dinleyip trilyarder olmadan kafayi bulmak da..<br />
<a href="http://www.loonybinsblog.com/wp-content/uploads/2010/08/fikrethakan2.jpg"><img src="http://www.loonybinsblog.com/wp-content/uploads/2010/08/fikrethakan2.jpg" alt="" title="fikrethakan2" width="640" height="427" class="aligncenter size-full wp-image-368" /></a><br />
Pansiyonumuz bi saibeli yalniz. Odalar dokuluyo, bizden baska pek tifildan grup yok, mekanin sahibi ohs yavrumlanarak killi gobeini kasiyo, musteri profili de bekar orta yas tek geldim iki kisi donucem supaneke dinimiz amin tayfasindan. Bi de kapilar kilitlenmiyo. Leng hafif korkuyoruz, da <strong>yiitlige nutella surmuyo</strong>, keyfimizi bozmuyoruz. Ben adi lazim diil biriyle kiristiriyorum, her gece Bodrum donusu 3umuz yandaki bardan asirdigimiz minderlerin ustune yayilarak iskelede bi sise tekilayi deviriyoruz. Kükürt bi kere de of bayildim cekmiyo, peki ya ben peki ya benlenmiyo, elele kolkola 2 girtlakgirtlaga 1 tatil suruyo.</p>
<p>Bu arada yan odadaki kadinla da ahbap olmusuz, kadin her dakka bizi bi yerlere davet ediyo kibarca savusturup arkasindan haince dedikodusunu yapiyoruz. Sonra bi ogleden sonra Golkoyde dolanirken, bu kadini goruyoruz. Biz suraya siz nereye derken kadin “ben de surdan bisiler alip Fikret Hakan’a gidicem. Cok yakin arkadasimdir. Siz de gelsenize” diyo. O yasimda oyle vayy yilanlarin ocu ne sahanedirlik bi halim de yok, bi tane Fikret Hakan filmi soyle desen soyleyemem, <strong>adam bana gece vakti silah cekse polise robot resmini cizemem</strong>, kadini tanimam etmem, Kükürt desen benden beter umrundan assagi Kasimpasa&#8230;Butun ibreler yok canim ne isimiz oluru gosterirken soyle bi birbirimize bakip peki olur diyoruz. Herseye evet dedigimiz, birbirimizin gaziyla kuyuya indiiimiz, o atlasa sen de mi atlicaksin deseler e atlarim ne varlanicagimiz bi yasta, mutemadiyen ucurtmalardayiz. Kadin onde biz arkada kikirkikir yuruyoruz. Sever misiniz Fikret Hakan’i dio kadin, “delisin bizden kral hayrani bulunmaz” cekiyoruz. Surdan binip gidelim diyo kadin, arkasi acik tingirak bi kamyoneti isaret ediyo, gidiyo on koltuga oturuyo. Kükürt ve ben bikinili dotlerimizle kamyonetin arkasina geciyoruz, ayaklarimizi sallaya sallaya, Fikret Hakan’in tam olarak hangisi olduunu cikarmaya calisa calisa, gerizekaliligin otobaninda son hizla buyuk yildizin evine variyoruz. Adam bizi kapida karsiliyo. Ustunde bi sort, bi keten gomlek, ve elinde icinde buzlari sikirdayan bi bardak viskiyle, devamli ama devamli o bardagi sakirdatarak&#8230; </p>
<p>Yani bilemiyorum Fikret Hakan’in o yillarda hala genc kiz hayranlari kalmis miydi ama kamyonetin arkasindan atlayip evine gelmis iki kiza hic de sasirmisa benzemiyo. Sanirsin <strong>gunluk groupie saati gelmis Keith Richards</strong>, oyle bi ‘yavrucum yok mu sizin ananiz babaniz” hali sezemiyoruz. Gerci tehlikeli ya da kacilicak bi durum falan da yok hic, da napicaz anasini satiym kükürt ben ve fikret hakan, viski mi icicez,plaj havlumuzu mu imzalaticaz, ve en onemlisi bu kadin kim leng diye bahcede dururken kadin “ay fikretjiim bak sana hayranlarini getirdim ehiehi” diyo, “yaaa ole oldu sizi de gorduk dunya gozuyle, rahatsizlik verdik biz kacalim” gibisinden bisiler geveliyorum ben jet hiziyla, ve eve meve girmeden dotumuzdeki kamyonet bazasi izleri daha gecmeden vinliyoruz. Yol boyunca heralde on kere falan altima işiyorum gulmekten ama bi yandan da hafif tirsmis, annem duysa falakaya yatirir diye sessiz sessiz yutkunarak, hani insan korkusunu arsizlikla bastirmaya calisir ya oyle bi gulme hali siniyo ustume.</p>
<p>Gece disari cikiyoruz, sabaha karsi <strong>bitap plak</strong> done done odaya geliyoruz. Ve tam kafayi vurmus uyuycakken once yarim yamalak bi sesler, sonra deli dana gibi cigliklarla yerimizden firliyoruz. Bizim kadin kosunnn yardim edin gibi bisiler diyo, ya odasina biri girdi, ya odasina birlikte girdigi biri buna saldirdi oyle bi durum var. Acayip korkuyoruz. Kadin bizim kapiyi yumruklamaya basliyo,  acin acinn diye, kapi zaten azicik zorlasan çotanga die patliycak bi kalibrede, ama kadinin ona gucu yok, bizim de o düdük kilidi cikarmaya&#8230;Acamiyoruz, acmiyoruz. Sonra patir patir bi ayak sesleri, birileri geliyo, bisiler oluyo, sesler kesiliyo. Sabah kalktigimizda kadini goruyoruz. ‘niye acmadiniz kapiyi, yaziklar olsun size” diyo. Sesinde ben ki sizi fikret hakanla bile tanistirdim ulan oktavindan bi hayal kirikligi, bi cevap veremiyoruz. Sonra konustukca  utandigimiz, niye yardim etmedik, niye bisiler yapmadik ayip bizelenecegimiz, utandikca daha cok guldugumuz, guldukce daha cok yerin dibine gectigimiz bi yara bandi olarak kaliyo o gece. Simdi dusununce biliyorum tabii niye basiretimizin baglandigini: tifildik hem nasil, kuzuyduk hem ne bicim: <strong>kendi yunlerimizden birbirimize kazak orucek kadar</strong>&#8230;Tatil bittiginde azicik birazcik daha buyumus gibi oluyoruz gerci de ne care. Sonraki yillarda cok kereler Kükürt’le el ele kol kola kirlarda dolasmak, cok defalar girtlagini sıkıvermek geciyo icimden. İkisini de yapiyoruz  sayisini hatirlamadiim kadar. Sonra bi kac ay once Fikret Hakanli Cuneyt Arkinli acar Serif Goren filmi “2 Arkadas’i izlerken geliveriyo aklima bu Bodrum tatili. Yokluyorum o yazdan icimde kalan bu kiz hep benim arkadasim olucak hissi orda mi diye, bakiyorum duruyo durdugu yerde, Kükürt’e email atiyorum “hani kamyonetin arkasina binip fikret hakan’in evine gitmistik bi yaz Bodrum’da. Niye yapmistik biz oyle bisey?”</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.loonybinsblog.com/2010/08/kamyonet-fikret-hakan-kukurt/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>13</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Tum Gercekleriyle Turkiye Tatili-1</title>
		<link>http://www.loonybinsblog.com/2006/09/tum-gercekleriyle-turkiye-tatili-1/</link>
		<comments>http://www.loonybinsblog.com/2006/09/tum-gercekleriyle-turkiye-tatili-1/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 16 Sep 2006 05:36:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Loony Bin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Turkiye]]></category>
		<category><![CDATA[bodrum]]></category>
		<category><![CDATA[boyle de bisi oldu]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://loonybinsblog.wordpress.com/2006/09/16/tum-gercekleriyle-turkiye-tatili-1</guid>
		<description><![CDATA[Gecen hafta New York’a dondum. Herkesin cok sahane Turkiye anilari beklediginin farkindayim ama ne yazacagimi cok bilemiyorum acikcasi. Hersey biraz hizlandirilmis dil kursu gibiydi. Simple presence tense’den oteye gidemedim. Otelin adini taksiciye soyler ama adam “abi Findikli’dan cikiym mi buralar kalabalik” dese “ha??” die kalakalacak turist tadinda dondum geldim. 2 haftalik Turkiye olayim Bodrum’dan start [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Gecen hafta New York’a dondum. Herkesin cok sahane Turkiye anilari beklediginin farkindayim ama ne yazacagimi cok bilemiyorum acikcasi. Hersey biraz hizlandirilmis dil kursu gibiydi. Simple presence tense’den oteye gidemedim. Otelin adini taksiciye soyler ama adam “abi Findikli’dan cikiym mi buralar kalabalik” dese “ha??” die kalakalacak turist tadinda dondum geldim.</p>
<p>2 haftalik Turkiye olayim Bodrum’dan start aldi. Oyle Golturkbuku/50 milyon girisli beach/Korfez/Adamik/Katamaran Bodrum’undan ozenle kacindik. Zaten de sezonun sonu gelmis, oyle bi Bodrum da yoktu etrafta. Bi gecelik Shipahoy maceramda isiklandirilmis denizde “abi burasi bitmis ya, Ibo’ya akalim en iyisi” tadinda volta atan ordek ailesi, her daim 90 derece aciyla durabilen takdire sayan Orhan Gencebay ailesi ve kendinden 30 yas buyuk-marsik tenli raki gobegi ustune giydikleri ince merserize kazakli adamlara bi gayret “celiskilerden yilmadimmmmmm, hatalardan korkmadimmm” adli Ajda sarkisini mesaj kaygili isveli danslarla playback yapan baggyannnlar ailesinden baska bisey gozume carpmadi.<br />Bizim Bodrumumuzsa daha bi deniz-gunes-balik-trabzon ekmegi-balkon sefasi-tavla maci tadinda gecti, icerikte de pek editoryel katkim olamadi ne yalan soyliyim.. Havaalanindan Pasli ve beni almaya gelen Idris Bey’e “siz acin istediginiz muzigi bize farketmez” dedigim ve Gullu’nun “param yok bize gel diyip duruosun biktim ulan evde pineklemekten bi gece de Turku Bar’a gitsek ne var uyuz herif” ozetli sarkisi esliginde yol almaya basladigimiz anda bu tatilin iplerinin benim elimde olmadigi belli olmustu zaten.</p>
<p>Otele vardiktan sonra da bu sefer bambaska ama yine kontrolum disinda pek bi akademik-elitist ortamda buldum kendimizi. Havuz basinda telefonla konusmak, oyle yuksek sesle gulup oynamak, atlamak-ziplamak falan kesinlikle yasak. “Kurallar bozulmak icindir Binnaz hanim” diyen barmenimize de soyle bi yurekten “yuru beah” cekip “getir bi semsiyeli meyve kokteyli bakiym yavrucum” yapamadim zira bi 5 dakka icinde soz konusu kurallarin cogunun bizzat anne Saktanber tarafindan koyuldugu ortaya cikti, bize de pisip oturmak dustu. Gerci bu yaz “Size bi Bodrum turu attirmak isterim Binnaz hanim” diyen genis acili managerimiz yoktu ama onun yerine bi ust model “tam bir deniz kizi gibi yuzuyorsunuz efendim” diyen pek bi kibar otel sahibimiz mevcuttu. Allah’a sukurler olsun cazibemden bisey kaybetmemisim.</p>
<p>Oyle Bodrum bitmis azizim muhabbetlerine hic girmicem elbet. Dandik evler olmus 400 bin dolar evet dogru ama hala gayet medeni, ozenli yerlerde denize girmek, yiyip icmek, guzel muzik dinliyip gunesin tabak gibi batisini izleyip kendinden gecmek mumkun Bodrum’da. Biz mesela gunlerimizi Reca ve Siesta’da minderlere uzanip Reca hanimin kizinin mutevazi iskele dugununu begonvillerle suslemesini izleyerek ve acaba Oruc Oruoba gelir mi die hayal kurarak, Yalikavak pastanesinde dantelli cay bardaklarindan cayimizi icerek, Canan Hanim’in Limonlu kafesinde peceteye istek sarkilarimizi yazarak, pazarda el isi oyalara, incik boncuk nazarliklara bakinarak ve otlu gozleme esliginde sohbet ederek, Hasan Usta ve karisinin pisirdigi izgara baliklari lupledeterek, ODTU genetigi kazanmis cicekci Salih’den gul alip muhabbet ederek, ve carsidaki emekli ogretmen amcanin dukkaninda&#8230;&#8230;.hmmmm amcanin dukkaninda baktigimiz seramikleri yapan bilmemkim ustanin adini yazip iice Bodrum’a goc etmis duyarli Cuneyt Ozdemir kivaminda yaziyi baglayacaktim kiiiii&#8230;hatirlayamadim ustanin adini..Emekli ogretmen amcanin bi heves bize gosterdigi dogal hayati koruma kitabindaki soyu tukenmekten kurtulan su Anadolu hayvanlarinin adini da hatirlayamadim&#8230;Oh be. Icim kurumustu poz yapmaktan&#8230;</p>
<p>Sonra da iste Pasli’yla Dream Turk’u acip “Cakkidi cakkidi” esliginde dans ettik, “lan bi gece de disari cikamadik lanet olsun” diyip 2 mohito soyledik, denize girerken Chanel bronzer surduk ve sabahlara kadar dedikodu yaptik. Zaten Hasan Usta’nin fiyatlari da cok pahaliydi degmez yani. Pazar da cok turist kazigiymis hem. &#8220;Bunlar Ayranci pazarinda yari fiyat&#8221; dedi Pasli. Ayrica bi sayfa bile kitap okumadim, onun yerine plaja giderken gogsumu gere gere Alem ve Penguen aldim ve Bodrum’da bile kuafore gittim. Oh beeeeeeeeeeee. Allah’in bildigini kuldan ne sakliycam, sorarim ey okuyucu. Hop.</p>
<p>Arkasi yarin: Tum gercekleriyle Ankara ve Istanbul.</p>
<p>p.s.: nie resim koyamiyorum uzun postlara 1 diil 2 diil biri yardimci olsun.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.loonybinsblog.com/2006/09/tum-gercekleriyle-turkiye-tatili-1/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

