<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Loony Bin&#039;s Blog &#187; gicik</title>
	<atom:link href="http://www.loonybinsblog.com/category/gicik/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.loonybinsblog.com</link>
	<description>Çok da FiFi</description>
	<lastBuildDate>Fri, 27 May 2011 06:06:54 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.0.1</generator>
		<item>
		<title>Tüm Gerçekleriyle Kayak Sporu ve Fuck You Yılbaşı</title>
		<link>http://www.loonybinsblog.com/2011/01/tum-gercekleriyle-kayak-sporu-ve-fuck-you-yilbasi/</link>
		<comments>http://www.loonybinsblog.com/2011/01/tum-gercekleriyle-kayak-sporu-ve-fuck-you-yilbasi/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 02 Jan 2011 08:55:21 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Loony Bin</dc:creator>
				<category><![CDATA[boyle de bisi oldu]]></category>
		<category><![CDATA[gicik]]></category>
		<category><![CDATA[hopciki]]></category>
		<category><![CDATA[romans]]></category>
		<category><![CDATA[ulubey]]></category>
		<category><![CDATA[yilbasi]]></category>
		<category><![CDATA[fuck 2010]]></category>
		<category><![CDATA[kayak]]></category>
		<category><![CDATA[yılbaşı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.loonybinsblog.com/?p=395</guid>
		<description><![CDATA[Dün terbiyemizi bozup da yüzüne söyleyemedik, şimdi arkasından gönül rahatlığıyla pislikleşebiliriz bence: Fuck you 2010! Sen ne çirkef, ne adi, ne gıc-cık bir yıl çıktın ya. Hiç randıman alamadım senden, hiç&#8230; Hadi neyse nankörlük etmeyelim, daha beterlerini de gördük. Şimdi NASA muhafaza, bu yılbaşına da kayakta girebilirdim mesela. Geçen seneki gibi, ondan öncekinden önceki sene [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Dün terbiyemizi bozup da yüzüne söyleyemedik, şimdi arkasından gönül rahatlığıyla pislikleşebiliriz bence: Fuck you 2010! Sen ne çirkef, ne adi, ne gıc-cık bir yıl çıktın ya. Hiç randıman alamadım senden, hiç&#8230; Hadi neyse nankörlük etmeyelim, daha beterlerini de gördük. Şimdi NASA muhafaza, bu yılbaşına da kayakta girebilirdim mesela. Geçen seneki gibi, ondan öncekinden önceki sene gibi. Ayh, düşündükçe Ankara’da babamın dişçi arkadaşının pirana dolu akvaryumuna löplöp attığı salam dilimleri gibi hissediyorum kendimi. <strong>Fuck you kayak.</strong> Yeryüzünün en gerzo sporusun. I tiksinmek you very much.</p>
<p>Madem öyle ne işin vardı dağ tepelerinde diyeceksiniz. Şimdi bahçıvan olmuş ama bi zamanlar çok asiydi be Özlem Tekin’den geliyor sevgili baykuşlu böreklerim: Aşk için, aşk! Bu ulubey denen çok kayakçı. Üç yaşında dağ tepelerinde tombalak resimleri falan var. Zaten şu hayatta da çok az şeyi seviyo, dedim bari bi kere de beraber gidelim de sevinsin yavrucak. Bi de bu aktiviteci çiftlere özeniyorum çok. Hani sen Pazar gününü delik pijamaların ve bi kova Baskin &#038; Robins’le <a href="http://en.wikipedia.org/wiki/Saturday_Night_Live">SNL</a> re-runlarını izleyip toplamda üç adet yüklemli cümle kurarak geçirirken Central Park’da bisiklete binen, dağ bayır tırmanan, &#8220;tenis oynadık  ben yendimm&#8221;, &#8220;ama hile yaptın o sayı benimdi&#8221;, &#8220;hayır bi kere ay hiç yenilgiye gelemezmiş benim kocişim&#8221; falan diye şakacıktan rekabetçiliğimiz ne seksi di mi pozları çeken çiftler var ya, hah işte onlar gibi olmak istiyorum ben de. <strong>Hayır bizim beraber yaptığımız tek sportif aktivite dişlerimizi fırçalarken kim aynanın önünü kapıcak itişmesi</strong>, ki onun da bi kalori yaktırdığını görmedik daha.</p>
<p>Enivey, işte 2 yılbaşı öncesi biz böyle kalabalık bi grupcak kayağa gitmeye karar verdik. Ben süperhiper heyecanlıyım çünkü bütün ömrüm ulubey’den şuşufufu kayak hikayeleri dinleyerek geçmiş. Yok Chamonix yok Courchevel böyle devamlı oh la la Champs Elysée isimler telaffuz edip gözümü boyamış, sanıyorum ki <strong>beyazlar içinde bi Sevtap Parman</strong> gibi salınarak zirvelerde sıcak çikolatalar içicem, otelden çıkarken Abercrombie &#038; Fitch modeli misali diri gençler kayaklarımı bağlıycak, Kadir İnanır’ın gençliği giderinde kayak hocalarıyla kırıştırarak dağlardan aşağılara süzülücem, sonra ulubey&#8217;le elele tutuşup teleferiklere tırmanıcaz, akşam da şömine onu kuzu postlarında yuvarlanarak şampanyalarımızı yudumlıycaz bu arada devamlı spor yaptığımız için yedi buçuk kilo verip taş gibi olucaz falan. Ha canım koy, koy suyundan da..<br />
<a href="http://www.loonybinsblog.com/wp-content/uploads/2011/01/kayakkolaj-1.jpg"><img src="http://www.loonybinsblog.com/wp-content/uploads/2011/01/kayakkolaj-1.jpg" alt="" title="kayakkolaj-1" width="640" height="427" class="aligncenter size-full wp-image-396" /></a><br />
Önce toplaşıp kayak kılığı alışverişine gittik. 2 çocuk sonrası sarkmış göbekle bikini alışverişine gitmeyi tercih ederim yeminle. Bi kere herşey anormasyon pahalı, hani o televizyonda gördüğümüz cool boardcu  kızların kılıkları var ya 2 parça al bin kaymeyi bayıl hesabı. Azıcık daha normal fiyatlı şeylere bakiym diyosun onlar da zevksizliğin Everest’i: Seçenekler fosforlu pembe, kusmuk yeşili üstüne cırcır benekli falan..Dedim junior kısmına bakıym nasıl olsa bu <strong>Amerikalıların teenageri bizim grekoromen güreşçi ölçülerinde</strong> ay orda da şıklar Shrekli mont, Barbieli tayt falan. Bi de bişi beğeniyorum mesela, ulubey hemen “yok muhkem diil o, üşürsün” diye çemkiriyo. Bi yandan da hayatta en sevdiği kelime olan muhkemi 2 cümlede bir kullanabileceği bi ortam bulduğu için zevkten hexagon olmuş, devamlı bana patronluk taslıyo. Ya sabır ben bişiler seçtim kabinde giyiyorum dışarda 8 kişi bekliyo “hadi çık çık bakalım” diye, aldı mı beni bi ağlamaklık. Allaam yalebbim bi insan bi kıyafeti giyip bu kadar çirkin mi olabilir, Michelin Man gibi görünmeyi bırak, boğazına 32 tane yavru hipopotam oturmuş gibi bi daralma hissi, bi katkatlık, hadi Sevtap Parmanlığından geçtim leng çisim gelse napıcam gibi varoluşsal sorunlar içinde paralanıyorum. Bi de grupdaki diğer hatunlar o kadar petite o kadar petite ki, 32 kiloya 1.42 boyunda diilsen kendini iyi hissetmene imkan ihtimal yok anacım her şekil katanasın. Enivey bunlar beni gazladılar “aaa çok harika oldun hanimiş tavsancık agucuk gugucuk” diye biz dükkandan çıktık vurduk kendimizi dağ yollarına.</p>
<p>Gittiğimiz dağ da hiç öyle Fransızca isimli hopçiki kasabalar gibi diil de, nasıl desem hani sosyetik İstanbullu ailelerin bi zamanlar zenginlermiş de sonra düşmüşler bi akrabaları olur ya anca bayramda seyranda ziyarete gidip kulpları kırılmış hafif sararmış ama antika fincanlarda çay içtikleri, hah işte öyle bi yerdi. Fi tarihinde olimpiyatlar yapılmış, bütün o tesisler falan yerli yerinde ama bi eskimislik hakim herşeye, böyle <strong>80’lerden kalma solmuş bi Ralph Lauren kataloğu gibi</strong> insanlar ve heryer&#8230;Gerçi o terkedilmiş bowling salonlarında, ironi olsun diye değil ciddi ciddi Ace of Base çalınan diskolarında, buz pateni pistlerinde ateş kenarlarında saykolar gibi de eğlendik ama o kısımlarını yazamıycam şimdi çünkü bu bir I hate kayak yazısı, hiçbirinizi özendirmek istemem klimanjarolu çöreklerim&#8230;</p>
<p>Enivey, zaten bi haftasonluk gitmişiz ilk gün dakka bir smaç bir bunlar beni 15 yasında şişko sümüklü bebeler ve bütün arkadaşları profesyonel olmuş bu becerememiş hicrandan kendini alkole vurmuş, çok da umrumdunuz suratlı kayak hocasıyla başbaşa bıraktılar. Ay adam 2 metrelik tepecikte bize kayak öğretmeye çalışıyo ben daha karda gözlerimin kamaşmasına alışamamışım, ne kakarakikiri yapıcak biri var yanımda ne kırıştırıcak, telefonlar çekmiyo, beynim patlasa ağlayanım yok, ulubey ufukta kaybolan Redkit gibi miktir olmuş gitmiş çok moralmanım bozuldu be justintimbırleyk kardeş&#8230;Sonra ders bitti ben bi 58 dakika da o lanet olasıca kayak ayakkabılarını çıkartmak için uğraştım, sonra da bastım otele geldim. Hem her bi kemiğim ağrıyo hem de o lüküs kayak tatili fantazisini yaşıycam ya illa, dedim  bi masaj yaptırıym bari, yaprakları sararmış telefon defterinden kasabadaki tek masajcıyı bulup çağırdım. Böyle lambada hocası Yaşar Alptekin’in gençliği gibi bişi gelicek diye bekliyorum, artık son ümidim o çünkü, 50 yaşlarında kilim desen yelekli, hipi eskisi bi kadın geldi abi, koydu Enya’yı teybe yoğurdu yoğurdu gitti, <strong>lambada my ass.</strong></p>
<p>Ertesi gün ulubey artık yarı vicdan azabı yarı da bi daha onla kayağa mayağa gitmem korkusuyla benimle vakit geçirdi. Şimdi yalancılık yapmayayım hakikaten kayabilince kayak zevkli azıcık, bi de beni ringe çıkacak Sugar Ray gibi gazladı &#8220;şöyle yeteneklisin böyle kralsın, ben senden hızlı öğreneni görmedim <strong>ohannes yağ gibi kayıyosun koçum benim</strong>&#8221; diye diye tatilin sonuna geldik, ben &#8220;evet tamam gideriz bi daha- olur peki&#8221; kıvamına geldim. Sonra geçen sene yılbaşında bu sefer bi arkadaşımızın dağ evine gittik kayağa. Böyle on kilometre ötede biri hapşursa çok yaşa diyeceğin sessizlikte, yol kenarında geyikler, karlar içinde hot tublar falan sahiden güzel bi yerdi. Sabah Sportif Billie ve zevcesi misali dağa geldik, bu böyle ayakkabılarımı giydiriyo, kayaklarımı kontrol ediyo, o rahat mı, bu iyi mi, resmen Andre Agassiylen Steffi Graff gibiyiz savulun leng şehre dönünce çiftçenek bikram yogaya yazılmayan şerefsizdir kaydıraklarındayım. Bütün gün son raddede romantik rembetiko kaydık, akşama doğru ulubey dedi ki &#8220;bak sen bu işi kaptın gel daha zor bi piste gidelim&#8221;, “iyi peki” dedim ben. O black diamondlar diil de onun bi altı bi piste çıktık biz tepede de bi cafe var oraya gittik önce ama hava bozmaya başladı, karanlık da çöküyo “yok yok bişi olmaz” dedi bu. Abi bi çıktık dışarı hava kararmış ve nasıl bi tipi nasıl göz gözü oyuyo, sanki biz içerdeyken birisi etrafımıza bi kar küresi inşa etmiş malak çocuğun biri de sallamış sallamış sallamış biz de savruluyoruz öyle bi durumdayız. Neyse yavaştan inmeye başladık ama her taraf buz olmuş, hiçbisi göremiyorum, hafiften tırsmaya başladım derken çotangaaa diye beyin üstü düştüm. Kayaklar bi yere fırladı kask bi yere ben bi yere, böyle bi kendimden geçtim kafamda yıldızlar uçuşuyo kesin diyorum bi yerlerim kırıldı yok çaresi. Herkes başıma toplandı, işte “bu kaç”, “başbakan kim?” falan diyolar neyse ben kalktım bi yandan yapmam gereken şeyleri hatırlamaya bi yandan insanları takip etmeye çalışıyorum ama bi skim göremiyorum ki..</p>
<p>Sonra bi daha düştüm ve artık kalktığımda panik atak hoşgeldin halindeydim olayın hiçbi komikliği kalmadı hah ölümüm de burda olucakmış kıyafetlerimi kardeşime verin, <strong>cenazemde Cyndi Lauper çalsın</strong> triplerine girdim çıkamıyorum. Bi yandan ulubey’i boğmak istiyorum beni buraya getirdi diye, bi yandan dediklerini yapmaya çalışıyorum, bi yandan güvenmiyorum ne kendime ne ona, böyle 2 kilometrelik mesafede bütün ilişkimiz gözlerimizin önünden patinaj yapıyo,<strong> Anti Christ’in kayak versiyonunda Charlotte Gainsburg gibiyim</strong> anasını satıym. Derken yanımıza motorlu bi devriye geldi herkesi topluyolar zaten, adam dedi ki “durum beter isterseniz binin sizi indireyim”. Orda gurur devreye girdi, ki korkudan daha kuvvetli tek şeydir şu hayatta, yediremedim kendime, dedim “yok ben kendim inerim”. Ulubey’e de “tamam sen git geliyorum” yaptım sonra ananemden öğrendiğim bütün duaları okuya okuya aşağı indim zaten herkes beni bekliyodu. Ulubey’e baktım resmen adamın ömründen 2 sene falan gitmiş, beti benzi atmış, artık suçluluk mu duyuyo, bu manyakla ömür geçmez kaçıym de kurtuliym hesapları mı yapıyo kestiremedim. Sonra arabaya bindik 4 kişi, bi de o tipide benzin bitti kaybolduk, telefonlar çekmiyo, artık sinirler laçka ama bi yandan da o kadar ambale olmuşuz ki herkes birbirine aşırı kibar davranıyo, şu günü atlatırsak daha da feriştahı gelse alamaz leng modunda eve vardık.</p>
<p>O gün bu gündür bi daha da hiç konuşmadık o meşhum olaydan neredeyse, ne o bana sordu niye öyle oldu diye, ne ben ona çemkirdim niye şöyle olmadı diye&#8230;Sonra bi kaç hafta önce öğle tatilinde buluşup beraber gym’e falan giden acayip aktiviteci bi çift arkadaşlarımız yemeğe geldi bize, kız “biz yılbaşında Aspen’e kayağa gidicez, siz de gelsenize” dedi, ulubey bi saniye bile sektirmeden “yok biz gelemeyiz başka planımız var” çekiverdi. Sonra misafirleri yolcu edip yatmadan dışlerimizi fırçalarken “ne yapmak istersin yılbaşında sahiden?” dedi manidar manidar. Şöyle bi düşündüm, ulubey’i ittirip aynanın önünü kaptım çevik bi slalom darbesiyle ve “amaaan <strong>fuck yılbaşı</strong>, SNL maratonu varmış, pijamaları çekip onu izleyelim bence” dedim.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.loonybinsblog.com/2011/01/tum-gercekleriyle-kayak-sporu-ve-fuck-you-yilbasi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>12</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Gicik</title>
		<link>http://www.loonybinsblog.com/2006/05/gicik/</link>
		<comments>http://www.loonybinsblog.com/2006/05/gicik/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 30 May 2006 08:46:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Loony Bin</dc:creator>
				<category><![CDATA[boyle de bisi oldu]]></category>
		<category><![CDATA[gicik]]></category>
		<category><![CDATA[new york]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://loonybinsblog.wordpress.com/2006/05/30/gicik</guid>
		<description><![CDATA[Persembe aksami festivaldaki son gecemi de bitirmis ve kendim de bitmis bi sekilde cikip sokaklara vurdum kendimi. Aslinda ayakkabilar ayagima vuruyo, zaten sabah cam girmis ayagima, ayakkabinin kenari bile kan olmus canim acio, karnim ac, elimde her zamanki bavul cantam, icinde satilan kitaplarin bi suru paralari&#8230;kisaca herhangi bi yere gitmem mumkun diil halindeydim. Gicigim. “Ay [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div align="justify">Persembe aksami festivaldaki son gecemi de bitirmis ve kendim de bitmis bi sekilde cikip sokaklara vurdum kendimi. Aslinda ayakkabilar ayagima vuruyo, zaten sabah cam girmis ayagima, ayakkabinin kenari bile kan olmus canim acio, karnim ac, elimde her zamanki bavul cantam, icinde satilan kitaplarin bi suru paralari&#8230;kisaca herhangi bi yere gitmem mumkun diil halindeydim. Gicigim. “Ay bi partinin harika oldugunu insanlarin gitmek istememesinden anlarsiniz hohoho” diyip israrla yerlerinden kalkmayan kadinlari falan boguverip kendimi yataga atmak istiyodum, o kadar. Zaten bu dev cantamla bi bar ortamina girince sevimsiz bi durum oluyo. Ya birilerine carpip kafa goz yariorm, ya kendimi piste atip birilerini basina nobetci dikiorm ya da gicik gicik “ama ben oraya gelemem cantam var burdaaa” falan diorm boole her acidan iyrenc bi insan oluyorm yani..Ayrica kucuk gece cantalari, kucuk etekleri ve kucuk beyinleriyle etrafta salinan kizlarin yaninda da boole katana bi goruntu ciziorm hic hos olmuyo.</div>
<div align="justify">Enivey. Her kosulda disari cikmaya tesne bi insan oldugum icin tum bu negatif signlari gozardi ettim ve biricik A.cigim “bak seni sahane bi yere goturcem yeni acildi” diince fazla uzatmadim artik. “Tamam ulan” dedim ve kendimi karsidaki duane reade’e attim direk. Once A.’nin hela terligi dedigi bi cift kirmizi plastik parmak arasi kaptim kendime aciyan ayaklarim icin, sonra birbirine bagli terliklerimle ilerlemeye calisarak bi kutu cips ve bi tane de sandvic kaptim acikan midem icin ve yurumeye basladik.</div>
<div align="justify">Clubun onune bi geld<a href="http://eater.curbed.com/archives/2006_05_230fifthA.jpg"><img alt="" src="http://eater.curbed.com/archives/2006_05_230fifthA.jpg" border="0" /></a>ik boole 200 metre falan sira var, “ben hayatta beklemem” falan diorm, karnim tok, gicikligim baki. Ama A. populer bi insan olduu icin ‘dur giricez simdi” diyo ve hasirt die siranin onune geciorz. O sirada A.nin diger populer arkadaslari kapidan cikiyo ve “aaaaa nbrrr honeyyyy” falan die havadan opucukler yapiolar birbirlerine. Ben de bu sirada A’nin sipidik terlikli ve Pringles yiyen varos arkadasi kadrosundan tanistiriliyorm ekuriye. Kizlardan biri ‘biz bilmenreye gidicez yukarsi bitik darling siz de gelin” flan tadinda bisiler soluyo biz girerken o cikiyor olmanin verdigi havayla, ben kiza gicik oluyorm A. anlio, kizi puskurtuo ve iceri giriyoruz. Icerde bi sira daha var. Ve kocaman bi yazi: parmak arasi terlik, kot, kil, tuy, yunle yukari cikamazsiniz..diye. lanet ederek suslu ayakkabilarimi geri giyiyorm ve bi asama daha yukseliorz. Asansorle binanin terasina cikioruz. Burda bi sira daha var. Yukarda gayet kral masasi olan ve tuvalet arasi vermis insanlari bile almiolar. Neyse ki bi sekilde zurnanin son deliginden de geciorz veeee hedefe kitleniorz.</div>
<div align="justify"><a href="http://newyork.citysearch.com/profile/41918180/new_york_ny/230_fifth.html">Burasi</a> 5th avenue’nun ortasinda bir binanin yuzbilmemkacinci katinda devasa bir teras. Etrafta minderler, palmiyeler, ve elinizi uzatinca empire States ve Crysler building var. Bi anda butun gicikligimi, acimi falan unutuorm. Kendimizi manzaraya, sohbete ve ickiyle sigara icebilmenin mutluluguna verip keyifleniorz. Bikac saat sonra disari ciktigimda son derece sarhos ve bu sebepten diil ayaklarimin acisini, biri kafami kesse onu bile hissetmicek haldeyim. Gicikligim da gecti saniyorum ve gecenin basinda ektigim diger biricik arkadaslarimin yanina Brooklyn’e gitmeye karar veriyorum. B’yi ariyorm ben gelicem ama nasi donucemm diorm. O da bende kalirsin hadi gel hemen falan dio. Ben A’ya soylediimi sanarken cocugun suratina sizin yataginiz cok rahatsiz kalmam falan diorm. Klasik.</div>
<div align="justify">Yarim saat sonra <a href="http://newyork.citysearch.com/profile/11351623/">Iona</a> &#8216;dayim. Once C’ye bin kere falan “kiz arkadasin nerde?” <a href="http://photos1.blogger.com/blogger/1061/1102/1600/iona.0.jpg"><img alt="" src="http://photos1.blogger.com/blogger/1061/1102/200/iona.jpg" border="0" /></a>diorm. Nedense kizin gelmesini istiyorm cok, napcaksam. Sonra kiz gelio ve “meraba bin hani parkta tanismistik ben Alexis” dio. “Yooo, tanimiorm ben seni” diorm 2 saattir gelsin die beklediim kiza. Sonra bi anda anliorm ama kiz bi kere korkmus oluyo benden. Sonra Arjantinli insanlari Louis Alberto, Mariana ve Eduardo konulu pembe dizi muhabbetimle esir aliyorm ve bembe&#8217;ye sambaya gidiorz. Aslinda cok ayip kacio hele entel dantel ortamlarda boyle stereotypler yapmak..simdi kiz da bana “yaa evet Midnight Express” dese iyi mi olur ama canim istiyo ve boylece o ekibi de korkutup kaciriyorm. Sonra elimde son sag kalan ve tipatip <a href="http://www.silentbobspeaks.com/">Kevin Smith’e </a>benzeyen Amerikali insana da zorla garsonluk yaptigini itiraf ettirip arkadaslarinin yaninda mahcup ediorm. “Allah allah utancak ne var ya ayrica ben hep ordan siparis veriyorm” falan diorm, busboyluk yaptigim gunleri falan anlatiorm ibret olsun die ama cocuk inanmio ve boylece onu da korkutmus oluyorm. Sonra C. “senin cantan nie bu kadar buyuk bin” dio ve zavalli cocuga da “sana ne yaaa sana neee” falan diorm. O da “boyle soylemen gerekmezdi” falan dio. Hahahhahha. Artik onune gecilemez bi durumdayim. Giciklarin bi kralicesi varsa o benim iste. </div>
<div align="justify"></div>
<div align="justify">Gecenin sonunda sakinlesmis ve falafelleri gotururken bu Kevin Smith bu kiz seytan falan dio benim icin. artik gitme vaktinin geldigini anlayip Turkiye’den ziyarete gelmis zirt pirt deklansore basan fotografci kizla bi taksi ceviriorm. Ayagima da geri hela terliklerimi giyiyorm. Sonra tam ay herkes benden nefret etti die dusunurken obur B. “ay bincim iste cok eglendim sarhos olunca cok eglenceli oluosun sen” falan gib bisiler soluyo obur insanlar da mucux mucux laylayy falan yapiolar. Cok zaiyat vermemis olmanin verdigi ic rahatligiyla 8 saat once olmam gereken yere, yatagima ulasiyorum. Bi daha da ayaklarim acirken ve bu kadar giciklasmisken disari cikmamaya yemin ediyorum. Ay amma yazdim. Hop. </div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.loonybinsblog.com/2006/05/gicik/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

