hamptons

Hamptons'a 1-2

Posted in boyle de bisi oldu, hamptons, new york on June 18th, 2006 by Loony Bin – Be the first to comment

Biraz ortadan kayboldum kan govdeyi goturmus:) oysa ben gecen hafta sonumu okyanus dalgasi, orman hisirtisi, havuz basi damasi sukunetinde Hamptons sahillerinde gecirmekteydim. Ya da amacim oydu diyelim…Vay be ne kral arkadaslarim var diye seviniym, gozyaslarimi siliym ve anilarimi aktariym…
Hamptons Manhattan’a 2-3 saat uzaklikta, New York sosyetesinin sayfiye mekani denebilecek oh la la bir kasabalar takimi..Steven Speilberg’den Bill Clinton’a her ebat ve boyda unlunun evi (daha ziyade malikanesi) burada mevcut ve geri kalan ust-orta sinif New Yorklular da yaz icin burda bir ev kiralamazlarsa incileri dokuluyor. Haftasonu bi milyon kere duydugum uzere, “sekerim herkessssss orda.” Ben de haftalardir bacagimin kili, dersimin sinavi gibi sudan bahanelerle ekarte ettigim davetleri artik geri ceviremedim vee A.’nin dogumgunune istirak etmek uzere cantami hazirladim.
Sex and the City izleyenler hatirlar belki, Hamptons Jitney die bi otobus akin akin tasir tatilcileri mekana. Ama beni korkunc araba tuttugu ve trafikten korktugumuz icin trene bindik biz. Gardaki tum gazete bayilerini gezip, “kalmadi abla” laflarindan yilmayip kavustugumuz, fiyati utanmazca 1 dolar arttirilmis Brad Pitt bebegi resimli People dergilerimize baka baka vardik East Hamptons’a. Taksi niyetine siralanmis limolardan birine yerlesip “yabancilara hayat hikayemi anlatmaliyim” saatine kurulu sofor amcanin ‘acaba bizim kizi dovsem mi mubah dovmesem mi” celiskilerine halkin seviyesine inen sehirli genc kadin modunda uyuz yaklasimlar getirip, adamin fikrini elbette ki bi nebze bile deistiremeden geceyarisi vakti evimize vardik.
Korunun icinde kocamaan bi bahce, bahcede bir hot tub, hot tubun icinde muhabbeti bol insanlar, insanlarin ellerinde ickiler…seklinde ozetlenebilek evde ilk aksami huzur icinde gecirmeye karar verdik. Verandada yagmurun sesine nazir muhabbetle baslayan gece, bi kac kadehten sonra “lan jakuziye girelim” Turk gaziyla level atladi elbet. Ancak cati penceresinden yildizlara bakip Chris Isaak esliginde masajlanma hayallerimizin tadi, benim 45 dakka suren camasir sulu temizlik harekatim, calismayan jakuzi ve ilk basta son derece teknolojik gozuken i-pod’u radyoya ayarlama calismalarinin fiyaskoya donmesiyle kaciverdi..Baktik ki sacmasapan bi kopuklu suda 15 saniyede bir Hande Yener ve A.nin bilimum Turk popu sarkilarina atlayan muzik esliginde jakuzinin bi boka yaramayan dugmelerine basararak debeleniyoruz, dedik huzur uykuda kardesim. Ancak Manhattan’in bol sirenli uykularindan sonra bana besik etkisi yapan sessiz sedasiz orman atmosferi de ev ahalisinin geri donusuyle son buldu. Parti direkman eve tasinmisti ve bi gece sonra biz de ayni boku yiyceimiz icin diycek bi lafimiz yoktu. Caresiz dimtis dimtis siziverdim..
Ertesi sabah orman icinden geyikler ve kapumbagalar esliginde kasabaya yuruduk. Kasaba dediysem daha ziyade Gucci ve nevi dukkanlarda aman eksik kalmayalim telasiyla alisveris eden kokonalarin upscale kafelerde soluklandigi bi kac sokak…Gunumuzun geri kalanini da yemyesil bir parkta bu kokonalarin bebeleriyle suursuzca salincak kavgasi yaparak ve evimizin bahcesinde smirnoff esliginde dama oynayarak gecirdikten sonra, buyuk geceye hazirlanmak icin birer disco nap cektik ve kendimizi Hamptons’un gece hayatina attik. Once Thai restorani Bamboo’da karnimizi doyurduk sonra bara konuslandik. Bizim ekipde ..eski sevgilisinden intikam pesinde public relations’ci bir kiz.. gibi olumcul bi kombinasyon oldugu icin bi anda civar genclerle kaynasmis bulduk kendimizi. “Herkesss orda” bi clubda da gecemizi sonlandirip, partimizi eve tasidik. Bi kac saat sonra da uykulara cekildik. Ta ki bizim PRci kizin kasla goz arasinda eve davet ettigi bi takim insanlar kapida belirene dek. A. pijamalariyla cocuklara ‘icki bitti-sigara bitti-parti bitti-hadi nas” tadinda yaklasirken bi kac saat once “benim sabah audition’im var uykumu almam lazim” seklinde kasim kasim kasilan aktor cocuk suklum puklum bi hal almis, “bizim sigaramiz vaaarr” falan gibi acemi cumlelerle yazlikci abazan moduna girmisti bile.
Bu enstanteneden sonra gururlu ve magrur uykuya cekilindi ve son sabahimiz bomba bi bahce kahvaltisiyla taclandirildi. Duzelen havanin sevinciyle de kendimizi beach’e attik ve ben omrumde ilk kez ayaklarimi okyanusa soktum!!!! Kilometrelerce bembeyaz kumlar, ucsuz bucaksiz okyanus, okyanus kiyisinda Mel Gibson’in Cehennem Silahi’ndaki evi cinsi ikametgahlara akan agzimin suyu, A.nin “banu alkan yuruyusu yap resim cekicem” komutlari, hindi buyuklugunde martilar ve burun kivirdigimiz Amerikalilarin en ufak bir acagi bile koruma altina almasina sapka cikarmamla, Hamptons tatilimi sonlandirdim. Biraz huzur, biraz hopciki, kuyrugumu bacaklarimin arasina sikistirip sehre dondum, -kumsaldan topladigim deniz kabuklarini lavabomun kenarina koyarken daha, baslamisti sirenler…