Kibariye

sinanna, ayak suyu ve kibosh

Posted in Kibariye, Turkiye, boyle de bir insan var, hi-hi evet on March 22nd, 2010 by Loony Bin – 8 Comments

Bu hafta 3 epik roportaj beni benden aldi. En son okul kafeteryasinda sushiyi yogurda banan bayanfuzyonu izlerken bu kadar sasirmis, katele sawyer kafes stayl opusurken bu kadar heyecanlanmis ve siniminisin ring’i izledikten iki saniye sonra telefonumu caldirdiginda bu kadar yerimden hoplamistim. Hey gidi seyyal taner heyyy…

İlk roportajimiz gune okumadan basla(ya)madigim muptelesayim hulennn turk magazinin amiral filikasi Kebelek’deki Sinan Ozen roportaji. Bu roportajdan ogrendigimiz kadariyla becerebilsem İstesem 10 parçanın 10’unu da kendim yazarım ama yapmiyorum (cunku her bir paRRcasi anzer bali degerindeymis—eee kolay damitilmiyo zahir) Sinan Ozen’in annecigi kahvalti ederlerken televizyonda gordugu Rihanna icin: “Ne güzel kız, küçücük burnu, güzel bir ağzı var” diyerek Rihanna’yla (ya da bi mudaviliyle) evlenmesini istemis. Simdi bu roportajdan sunlari anliyoruz: 1) sinan ozen annesiyle yasiyo (ev erkegi) 2) sinan ozen kavaltida mtv, vh1, dream tv vari muzik kanallarini dinliyo (modernizm erkegi) ve 3) sinan ozen luzumsuz kendine guvenini agamsin pasamsin stayl anneciginden aliyo (ray romano erkegi)…Rihosun mustakbel kayinvalidesi gelininin hangi halini gordu de ogulcuguna begendi bilemiyoruz tabii ama ben birkac olasi kareyi sizler icin sectim. Asklarini bir duetle taclandirmalarini umdugumuz (tarkana he diyen sinana haydi haydi) sinanna’ya omur boyu mutlululuklar diliyoruz. Lenngg rihanna yine iyisin yaralarini bi turk erkegi saricak hemi de uduyla LC Waikiki gardrobuyla valla heyya heyya heyamola derler adama.

heryer tertemiz oldu kocacim

Sarkici Haticeyle yapilan 2. roportajimizi tvitirda modestane‘den ogrendim. Bu vesileyle sacit aslan datkomu da favoriteslarima almis oldum ki tam agzima layik bi site oh la la champs elysee. En adi banal haberleri takir takir agiz sulandirici spotlarla taca atip sonra da kose yazilarinda mafyoza ahlak dersleri veren bi stayllari var zira ve “demet akalini zaman icinde elestiriye bogarim”, “hakikat degismez, degisene hakikat denmez” gibi cakma kurtlar vadisi ozlu sozlerle yaptiklari kenar susleri de tadindan yenmiyo.

Enivey… “Çocuklar beni dışarıda gördüğünde hic fifilemiyolar barbie bebeklerin canlı halini görmüş gibi oluyolar” diyen sarkici Hatice bu roportajda erkeği için her şeyi yapacagini, ayaklarını yıkayip suyunu da içecegini beyan etmis. Eyvalllaaah. Yalniz yillar icinde yerlisi yabancisi macunlusu krokanlisi ayird etmeyip ruh hastalari gibi mecnunu oldugum magazin haberleri okuma tecrubemle sabit diyebilirim ki bu beyanda bir kod, bir alt metin, bir mesacccc gizli, hi-hi evet gizli dediysek gizlidir. Biz buna mesleki tabirle musteri kizistirma diyoruz. Burada sair ayak, yikama ve suyu kelimeleriyle mecaz yapiyor zannimca. Ona yikama demiyoruz, oburune su demiyoruz, son olarak o fiil de icmek diil yutmak olucak sevgili edebiyat severler. Aaaaaaaa, cikcikcik, buuuuuuuuuu, bloga findik fistik atmayalim lutfen ayip oluyo. Ayrica Hatice bir onceki sevgilisinden de timsahi kendisini isirdigi icin ayrilmak zorunda kalmis. Simdi kimse bana timsahin bir sahanda egretileme, bir rafadan metafor ornegi olmadigini iddia etmesin lutfen. İclal aydin olsun, ceyhun yilmaz ossunnn, ibrahim sadri olsun kac tane siir kitabi okuduk heralde. Bak kirilirim.

Son roportajimiz da yine Hurriyetten Kibariye roportaji. Allaaamyelebbim kiboshu o kadar seviyorum o kadar seviyorum ki bole sirtina yastiklar koyasim, tasan rujunu tukuruklediim bas parmagimla duzeltesim, tatli yanaklarini sikasim opesim geliyo. Bi insan bu kadar kuzu kadayif, bu kadar ella fitzgerald halt etmis, bu kadar gel bu gece bizde kal sana ask hayatimi anlatasim var be kiboshhh olabilir mi, bence olamaz. Bi kere Kibariye tek tabanca senelerce kadin programlarina cikip “anacim regl oldum”, “anacim regl olamadim”, “anacim doktorcum dedi ki” “bacim tup bebek” diyeee diyee, Turk kadinlarina jinekologa gitmenin gerekliligini ve cocuk sahibi olamamanin utanilacak birsey olmadigini ogretmis bir kadindir. Sirf bu sebeple bile olsa vatan borcunu ziyadesiyle odemistir bence. Ha simdi de haberlerden ve bu roportajdan anladigimiz kadariyla da bu yeni roman acilimini destekliyormus. Bunun icin de yemedigi papara kalmamis. Zaten roportajin kendisi cok enerjik cok seker kadinnnlarla susledigi “siz roman acilimindan ne anladiniz?” sorusuyla kibariyenin olayi tamamen YANLIS anladigi mesajini gazgazliyo yeterince. Sonra gorduum baska kose yazilari da kibariye’yi “bahriye tokmak’in kizi” diye asagilayip (irkciliga irkcilikla karsilik vermek diilse ne bu pardon) sen kimm kanaat onderligi kim cekiyo en afillisinden. Tamam eyvallah, hukumetin acilim die agzimiza caldigi bi parmak bal (bi nevi sinan ozen parcasi) taksitle toplu konut evlerinden ileri gitmeyen ici bosaltilmis bi tirt. Daha once kentsel donusum adi altinda Sulukule’deki evleri yikilan, komşularından, arkadaşlarından, kültürlerinden, evlerinden ve mahallerinden kopartilip Tasoluk’a surulen; ayrimcilik ve irkciliga maruz kaldiklari icin Selendi’yi terk edip prefabrike evlere yerlesmek zorunda kalan Romanlar yeni TOKI acilimi icin ne der sormak, sorabilmek lazim. Belki kibos da bunlari bilse, ogrense fikrini degistirir. Ama degistirmek zorunda da degildir. Turkiyedeki tek roman sanatci Kibariye de degil. Keske baskasi da ciksa baska baska konussa ya da konusanlarin sesini duysak da olay da bu sevgiliiii roman vatandaslarim miting havasindan ciksa. Mesela Gullu’ye fikrini soran oldu mu ne diyo acaba bu konuda harbi acayip merak ediyorum.

Enivey. Beni inimden cikarmayin anacim. Suralarda konu aciklanmis gidin okuyun. Ne guzel sacit aslan diyoduk konu nereye geldi. Hayir bi gonul rahatligiyla haftanin magazin turu à la loonybin stayl yapamadik yanar yanar ona yanarim.
mucuksokalipso

Camille Claudel ve Paranoya

Posted in Kibariye, blog, boyle de bisi oldu, camille claudel, new york, nils ve ucan kaz, paranoya on June 27th, 2009 by Loony Bin – Be the first to comment

Modern hayata dair gozlemlerim bitmek bilmiyor . Bu hafta da cok a la New York aktivitelerde bulunurken (ornegin yagmurlu bir ogleden sonra New Museum’a gidip kendimi enstalllllllasyonlarda kaybederken, henuz hipster bile olmamis cok gizli lokantalarda Japon tapas yerken, Angelika’nin geceyarisi gosterimlerde baban da mi bagimsizdi ulen filmleri izlerken, sabah gunes dogarken manitayla pisikletlerimize atlayip Union Square farmers market’dan organik zerzavat alir ve birbirimizin capaksiz gozlerinin icine bakarken, bir Pazartesi gecesi daha Eldridge’e hic sira beklemeden girerken, off off Broadway sovlarda yakinda cekecegim sarkastik kisa filmime oyuncu ararken) aklima cok oh mon dieu fikirler geldi. Bu fikirler aklima kesinlikle gece saat 2de Canim Ailem’in sezon finalini izleyip hicir hicir aglayip lan ne guzel sarkiymis neymis bu deyip Youtube’dan Kibariye’nin anlamazsin sarkisini 32 kere ustuste dinlerken ve hormonlu kiraz yerken gelmedi.
Soyle ki:

- Starving artist (acim ulannn modeli san-atci) diye birsey kalmadi bilmem farkinda misiniz. Herkes baba parasiyla ressam oldu. (Sen degil hayatim, sen baskasin bambaska) ressam olamayan da kurator oldu. Onu da olamayan new media san-atcisi oldu. Parayla parasizmis gibi yapmak moda (Gumussuyu pasajindan alinmis gibi duran tshirte 300 dolar bayilmak, milyon dolar kira verip evi copev modeli dosemek), cidden parasiz olmak not cool oldu. Camille Claudel mezarinda donmekten bitap dustu harab oldu.

- Date edilecek adam/kadin kalmadi. Bunu zaten senelerdir bekar arkadaslarimin tak etti canima hulenn serzenislerinden biliyodum ama gecen gun aldigim bi email ile durumun vahematini iyice kavradim. Bu arkadasim baska bi arkadasina sevgili ariyomus. Kisi genc guzel, kariyer sahibi ve supermis, gerekirse resim de yollayabilirmis, acaba elimde uygun bir aday var miymis. Abi bi arkadasina hic tanimadigi bir insanin hic tanimadigi ve tanimadigin bir arkadasini ayarlamaya calismak (bu arada ayri sehirlerde ikamet ediyoruz) nasil bir zurnanin dirt dedigi yerdir? İsin absurd tarafi ben eskaza bu ayarlamayi yapsam, bunlar 2 ay sonra da evlenirler. Hayir ben ne anlarim benim model zaten fabrika cikisi hatali da -herkesin her saniye ay adammm yok kizz yokkk diye sikayet etmesi sonra da yil basina 32 tane dugune gitmemiz beni taskinliklara surukluyor sevgili Nils ve ucan kazlarim. Bu duruma kapanin elinde kalma sendromu desek olur herhalde. hayir sendrom zaten yabanci kelime kapanin elinde kalmayi da Pinar Aylin cevirsin Oxford duzeyi Ingilizcesiyle al sana 2010 eurovizyon besincisi mis gibi sarki.

- Alacak tek bir kilo ve yapacak tek bir paranoya kalmadi. “Ufff acayip siskoyum” dedikce “yavru gibisin” diyen ulubey, “hic bile cok tatlisin” diyen annem (tatli bizim ailede siskonun kod ismi oluyo gibi de bi paranoyam var cunku) ve olaya “atmaaaaaaaaaaa” diye apayri bi boyut getiren paslinin gazlariyla edindigim sahte kendine guveni gecen gun okuldaki guvenlik gorevlisinin “how’s the baby ?” demesiyle yitirdim ve aninda abi adam beni hamile sandi yaaalanarak teselli tutmaz bi krize girdim. Eve donerken metroda lan acaba harbiden hamile gibi mi gorunuyorum diye paranoyanin dibine vurup karnimi tutarak insanlarin bana yer verip vermeyecegini kontrol etmeye basladim. Ama New York’da alti aylik hamile olsan kimse diil yerini gunahini vermeyecegi icin bu testimden pek sonuc alamadim. Bir iki gun sonra ayni guvenlik gorevlisinin “how’r you baby?” demesiyle biraz rahatladim ama yaptigim olum rejimi sonuc mu verdi yoksa adam ilk sefer de how’r you baby demisti de ben mi yarasi olan gocunurlanmistim karar da veremedim.

- Blog yazmayan kalmadi. Gecen gun ulubeyin nolur degistir sunlari duz beyaz bisi sur bak ben vericem manikur parani diye yalvararak yanlis taktikle kume dustugu ve benim oldur allah vazgecmedigim cart kirmizi yenik ojeli parmaciklarimla bi saydim ki, bugune bugun 8 adet blogun hayata gecmesine on ayak olmusum. Bugun bunlardan kimisi hayatta kimisi can cekisiyo gerci ama len acaba bi Mujdat Gezen blog merkezi mi acsam naapsam diye de dusunmedim diil.

- Ve son olarak sevgili esmeraylar…Michael Jackson kalmadi