petek dincoz

1. Geleneksel PKTB Odulleri

Posted in Turkiye, asabiyet, petek dincoz on October 18th, 2005 by Loony Bin – Be the first to comment

Kabul etmeliyim ki Türk magazin dünyası Amerika’dakinden çok daha enteresan. Amerika’da bi ünlüyü medyada görme ihtimaliniz samimiyetden uzak red carpet organizasyonlar ve dikkatlice planlanmış “Tam da spordan geldim Starbucks’dan kahve alıcaktım siz de nerden çıktınız?” enstantaneleri ile sınırlıdır. Misal Ber geçen hafta Havana Café’de Cameron Diaz’i görmüş ama, Justin’le evlenip evlenmicekleri hakkında bi malumat alamamıs.
Alamaz. Çünkü burada bir ünlünün özel hayatı hakkında açıklamalarda bulunduğu okazyonlar (sözkonusu acayip bi tarikat tarafından beyni yıkanmış bi Tom Cruise değilse) People dergisine milyon dolara satılmış manasız yeni doğmuş bebek resimleri ve “Kendimi yogaya verdim. Acıyla başa çıkmanın yolu kişisel gelişimden geçer” falan gibi marketing tatavalarından ibaret. Ne kadar uğraşırsanız uğraşın Jennifer Anniston’a mesela Canlı Hayat’da “Brad’in beni boynuzladığı gece” dramatizasyonu yaptıramazsınız. Bir senedir bekliyoruz hala öğrenemedik Jessica Simpson’la kocası boşanıcak mı boşanmıcak mı? El insaf.
Halbuki bizde öyle mi? Şebnem Scheffer ne güzel demiş “Tertemiz bıraktı Şenol beni” diye. Çocuk da armut mu toplasın cevap vermiş « Ne kadar erkeğim annesi de kendisi de bilir » diye. Ha şöyle, sıkılmayın çocuklar anlatın, aile içinde gizli saklı olmaz.
Türkiye’de « magazin » o kadar küçük bir çevrede yaşanıyor ve o çevreye mensup olmayanlarımız da öyle yapay bi aidiyet duygusu geliştirmiş durumda ki, zaten herkesin herşeye dair ya bi fikri ya bi bilgisi var. Ya da başka bi deyişle biz hepimiz mutlu küçük bi aileyiz. Belki de bu yüzden Yeşim Salkım « Bütün Türkiye’ye sevgi dersi vericez » diyo, belki tam da bu yüzden Hülya Avşar Türk bayraklı balona tekme atınca hakkında kamu davası açılabiliyor. Böyle acayip, disfunctional bi toplumsal samimiyet, herkesin herkese ve herşeye karşı sorumlu olduğu bi altta kalanın canı çıksın dünyası…
Kaya Hülya’yi bilmemkimle aldatıyo haberini okuduğunuzda mesela « Amaaan ben zaten onları hede hödöde balık yerken görmüştüm » demeniz, ya da Türk popüler kültürünün en bi berrak aynası Ekşi Sözlük’de herhangi bi ünlüye baktığınızda kişisel bilgilerle donatılmış bi «bilmemkimin eski sevgilisi, bilmemnerenin müdavimi » ya da « bir gece vakti bana kırmızı gül veren pıtırcık insan » vari entrylere rastlamanız işten bile değil.
Eğer bu şanslı çekirdek aileye dahil değilseniz de dert etmeyin çünkü kaçırdığınız detayları muhtemelen MSN kaydı ya da telefon konuşması şeklinde ertesi gün bayinizde bulmanız çok bi muhtemel.
Kamusal alanlarda türban takamayacağınız ama kamunun gözü önünde tecavüze uğrayabileceğiniz ve muhtemelen « kimbilir napmıştır» nakaratına maruz kalacağınız bi ülke burası. Belki bu yüzden Yeşim Salkım’a hak verdim eni konu. Ne güzel demiş kadın « Biz insan değil miyiz ? » diye. Ben şahsen Pazar Keyfi Toplumsal Barış (PKTB) Ödülü’nu kendisine vermeyi teklif ediyorum. Kabul edenler ???

Total Recall ve Petek Dincoz

Posted in TV, Turkiye, medya, petek dincoz, serdar ortac on September 8th, 2005 by Loony Bin – Be the first to comment

Magazin siteleri inliyor. Petek Dinçöz’un kalbine haciz gelmis. Bi kere bize de olmuştu. Önce hırsız girdi sanıp çok üzülmüştüm. Hacizciymis. 2 televizyon gitmişti. Baya ders çalışmıştım televizyonlar gelene kadar. Bütün derslerden A almıştım. Neymiş efendim, çalışınca oluyomuş. Benim anlamadığım bu olaya niye araştırıp soruşturmadan “münferit bir hadise” muamelesi yapıldığı. Mesela 12 Monkeys’de Bruce Willis dese “ben senin sevgilinim aslında geçmişten geliyorum” diye ya da Total Recall’da Arnold dese -ki en sevdiğim filmdir “bak bunlar rüya değil beynimizi yıkadılar” diye kimse sorgulamaz. Çünkü bi action hero bişi diyosa doğrudur.
Peki Petek Dinçöz gerçekten magazin mafyası tarafından kaçırılmış ve beyni yıkanmış olsa, ve bu Bay Sülük’e gerçekten aşık olsa ama kötü adamlar sevdiğine zarar vermesinler diye “hayır ben o değilim” diyo olsa ve içi kan ağlarken stras taşlarla süslü tuvaletiyle Mutlu Aküleri’nin bayi toplantısında Foolish Kazanova’yı söylemek zorunda kalmış olsa mesela, daha gerçekçi olmaz mı?
Sonracııma Serdar Ortaç “kalbine haciz koydum” diye yavaş bi şarkı yapsa (Ebru Gündeş’le düet mesela), ve Bay Sülük zaten gelecekten geldiği için bu şarkıyı çoktan biliyo olsa ve Petekciğine eski güzel günlerini hatırlatmak için bunu bi şifre olarak kullanıyomuş olsa mesela… O sırada tabi Hülya Avşar da Petek’i olan bitenden distract etmek için Türkbükü’ne gidip göbeğini içine çekmiş olsa, ve bütün bunları araştırdığı için meğersem senelerdir ortalarda gözükmeyen Aykut Işıklar ortaya çıkarsa…Flash..Flash.Vay be.
İşte ben buna araştırmacı gazetecilik derim.