Lost ve Fan Kültürü: “Dude, Bazı Cevaplara İhtiyacım Var!”
Posted in TV, baska yerde yazmisim, lost on April 26th, 2010 by Loony Bin – Be the first to commentAylardır beklenen 6. Sezon prömiyerinin aynı gün yayınlanacak Obama’nin ulusa sesleniş konuşması yüzünden erteleneceğini duyan Lost hayranları, ya da kendilerine koydukları isimle “Lostie”ler “Lost’u rahat bırakın!”, “Obama başka bir gün seç!” nidalarıyla Twitter’i hidrojen bombası düşmüş Swan istasyonundan beter hale getirdiler. Facebook grupları, imza kampanyaları derken beklenen açıklama 8 Ocak’da Beyaz Saray Basın Sözcüsü’nden geldi: ulusa sesleniş ileri bir tarihe ertelenmişti. Bu inanılmaz gibi duran başarıda Lostielerin alışılagelmiş pasif-obsesif, ben sana hayran sen cama tırman türde bir hayran kitlesi olmamasının rolü büyük. Karşımızda Web 2.0.’in getirdiği avantajları sonuna kadar kullanan, bloglar, sosyal medya, forumlar aracılığıyla beslenen, hayli yüksek sesli ve aktif bir topluluk var. Ancak Lostielerin esas farkı dizinin yapımcılarının, yazarlarının, diziyi yayınlayan ABC kanalının ve tüm yaratıcı ekibin de bu sese kulak vermesi.
Biraz metafizik dersi, biraz bilmece-bulmaca, bir tutam mitoloji labirenti…Entellektüel anlamda seyircisinden bunca beklentisi olan bir şov on yıl öncesine kadar kült bir popüler kültür objesi olmaktan öteye geçemezdi belki de. Ancak Lost’un hayran kitlesi ve yaratım ekibi arasındaki bariyerleri ortadan kaldıran kolektif ve interaktif yapısı onu son yılların en çok izlenen dizilerinden biri haline getirdi. Lost hayranlarının masaları başlarında, kurdukları sayısız web sitesinde şovu didik didik ederek, tartışarak, alternatif çözümler, hikayeler, videolar, sanat ürünleri üreterek geçirdiği sonu gelmez saatlerin ödülünü yapımcılar da fazlasıyla vermekten çekinmedi bugüne kadar: Dizinin içine koydukları yüzgeci logolu köpekbalığı, bir saniyeliğine görünüp kaybolan harita gibi özel ipuçları, Nikki ve Paolo gibi fanların sevmedikleri karakterleri canlı canlı toprağa gömmeleri, kurdukları Oceanic Havayolları, Hanson Vakfı ya da fanlarla birebir sohbet ettikleri “The Fuselage” (uçak gövdesi) gibi web siteleri, yazarlar grevi sırasında sabırsızlanan seyirci için yarattıkları iki-üç dakikalık “Kayıp Parçalar” adlı internet bölümleri, dizide adı geçen kitapları hayranlarla tartıştıkları “Lost Kitap Klübü”, ve son olarak da kurdukları “Lost Üniversitesi” gibi yan ürünlerin hepsi Lost’un sadık ve yorulmaz fanlarına kurdeleli birer hediye idi sanki. Peki ya 2009 Comic-Con Kongresi’nde gösterilen, adeta fanların kafalarını iyice karıştırmak için yapılmış videolara ne demeli? Uçak adaya hiç düşmemiş olsa idi karakterlerimizin başına gelecekleri tasvir eden bu videolar Lostielere şu mesajı veriyor gibiydi: ‘Evet, dizide olup bitenlere kafa yorduğunuzu, işin işinden çıkmaya çalıştığınızı biliyoruz. Ve bunu bildiğimizi, bilmenizi istiyoruz!”

Yeni bir Kültür ve Profesyonel Fanlar
Lost yapımcıları, fanlarla dizdize yaşadıkları bu interaktif dünya sayesinde bir taşla iki kuş vurmuş oldular aslında: hem uzun yaz tatilleri ya da bölüm aralarında beklemekten yorulan koyu hayranlara yapılacak ödevler ve diziye ortadan başlayan meraklılara kaynak olacak koca bir ikincil dünya yaratarak ilgiyi ayakta tuttular, hem de yeni bir “televizyon izleme” kültürünün ortaya çıkmasına ön ayak oldular.
Yazar ve akademisyen Henry Jenkins bu kültüre “birleşme kültürü” (convergence culture) ismini koyuyor aynı isimli kitabında. Sözkonusu olan yapımcının üretip izleyicinin tükettiği geleneksel akışın kırıldığı, tüketicinin kendi medyasını yarattığı bir kültür. Teknoloji ve internetin gelişmesi, bloglar ve tartışma forumlarıyla beslenen bu katılımcı ve interaktif yapı, fanlar ve yapımcı/yazar/aktörler arasındaki geleneksek mesafeleri de kaldırıyor bir bakıma. Karşımızda Madonna konserinde güvenlik bariyerlerini aşmaya çalışan çığlık çığlığa bir kitleden ziyade, yazan, tartışan, üreten, ve bu üretimlerini hem birbirleriyle hem de dizinin yaratıcılarıyla paylaşan bir topluluk var. Üstüne üstlük Fiske gibi sosyologların tanımıyla kültürel hiyerarşide altta kalan, bilgisayar karşısında geçirdiği saatlerle işinden gücünden çalan ezik hayran tipinin aksine, Lost fanlarının yarattıkları sanatsal ve akademik ürünlerle şan’a şöhrete boğulduğuna ve hayranlıklarını profesyonel birer kariyere dönüştürdüklerine de şahit oluyoruz.
Örneğin “Dark Ufo”, “Sledwedge” gibi blogların yazarları, “The Transmission”, “Jay and Jack” gibi podcastlerin sahipleri kendi hatırı sayılır hayran kitlelerini oluştururken, işe blog yazarlığından başlayan “Docartz” takma lakaplı John Laconis ve Amy Johnston “Lost Hayatımı Yedi” (Lost Ate My Life) isimli kitaplarıyla hem profesyonel yazarlığa adım attılar hem de Lost fanlarının dünyasının kapılarını biz okuyuculara araladılar. Aralık ayında Los Angeles’da düzenlenen “Lost Yeraltı Sanat Projesi” sergisinde ise çoğu fanlardan oluşan sanatçıların Lost’dan ilham alarak yarattıkları eserleri binlerce dolara alıcı buldu. Kendi tanımlarıyla forumlar ve bloglarda yaptıkları tartışmaların iflah etmediği Lost fanı akademisyenlerden oluşan “Lost Çalışmaları Topluluğu”nun (Society for the Study of Lost) üyeleri ise diziyle ilgili yazdıkları makaleleri dördüncü sayısına ulaşan e-dergilerinde toplamakla meşgul bugünlerde. Sitenin kurucusu Amy Bauer, California Üniversitesi’nde müzik teorisi profesörü ve haftada en az 20 saatini Lost’a ayırdığını söylemekten hiç de çekinir gibi bir hali yok.
Fan Ekonomisi ve Halkın Sesi Hurley
Elbette ki, Lostieler saatler harcadıkları “işlerini” ne kadar ciddiye alırlarsa alsınlar, yapımcıların fan kültürünü bu denli desteklemesinin ana sebeplerinden birinin ticari olmadığını iddia etmek, Hurley’nin son sezonda zayıflayacağını ummak kadar safça olur diyebiliriz. En nihayetinde hayranlar diziye reyting kazandırmalarının yanı sıra, DVDler, soundtrack albümler, Jack/Sawyer aksiyon figürleri, Dharma tulumları gibi yan ürünleri satın alan ve ürünün kendisi, yani dizinin gidişatıyla ilgili bedava fikir veren bir market. Örneğin Lost Üniversitesi websitesine girip dizinin aktörleri veya yazarlarından ders almak, ilk bakışta interaktif fan kültürünü son noktaya taşıyan bir yenilik gibi görünebilir. Ama siteye kayıt olanlar görecekler ki derslere ancak Lost’un beşinci sezon Blu-ray DVD setini satın alarak girmek mümkün. İnteraktif fan kültürü mü dediniz? Yüz dolares lütfen. Pamuk eller cebe…
Bu demek değil ki Lost ekibi saf ve masum fanların duygularıyla oynuyor. Aksine, dizinin yürütücü yapımcıları Carlton Cuse ve Damon Lindelof yaptıkları açıklamalarda fanlarin zekasına şapka çıkarmaktan geri durmuyorlar hiç. Hatta zaman zaman sabırsızlanan, onca zaman olan bitene kafa yorduktan sonra dizideki açıklamalarla tatmin olmayan fanların ağzından konuşan bir de karakter var dizide: Hurley. Dördüncü sezonda söylediği “Dude, Bazı cevaplara ihtiyacım var!” repliğiyle halkın sesi olarak gönüllere taht kuran Hurley, Lost ekibinin fanlara duyduğu empatinin sembolü görevini görüyor adeta. Ama yapımcılar yine de tedbiri ellerinden bırakmıyorlar. Şöyle diyor Cuse ve Lindelof bir ropörtajlarında: “Fanların hayal gücü ve zekası muhtemel ki bizim onlara verebileceğimiz herhangi bir çözümden çok daha ileri seviyede. Lost’un sonunda gerçekten olacaklar seyircinin fikirleriyle boy ölçüşemeyebilir. İşte bu yüzden Lost’u sırf sonunda ne olacağını öğrenmek için değil, yolculuğun tadını çıkartmak için de izlemelisiniz.” Fanlar de tam da bunu yapıyor zaten: üstelik hergün, yüzlerce web sitesinde ve bitmek tükenmeyen saatler boyunca…
*Milliyet Sanat Dergisi’nin Subat 2010 sayisinda yayinlandi.






