** bir ay oldu yazmadim haklisin haklilar haklisiniz…apoletli misafirler icin ceyiz dantellerimi de cikaramadim ustelik, degil webmaster bulup eski pusku design’i ve kodu yenilemek, soyle bir ustten toz bile alamadim…napalim hava 40lara dayanmis, nem suzan avcinin sigara dumani kadar hain ve sinsi 4 bir cepheyi sarmis, ustelik akademi abla da manukyanliyorken acimadan, anca bu kadar oluyo sevgili gargamellerim…”arsivlerden havalanan” yapiyorum size eski bir yaz yazisini..tepe tepe okuyunuz
Allahtan parklar var..Manhattan’in akcigerleri..ya da yapay solunum makinasi mi demeli? En iyisi sey: metropol pasiflorasi..Onlar olmasa Allah muhafaza, restoran copu, insan kalabaligi, icerlerde yasak madem sokaklari somururuz mantikli sigara dumani, araba egzozu, gokdelen golgesi, sehir kaosu derken kanserden gidivericek kucucuk adamiz..
Riverside Park var mesela..orda “deniz” manzarasi ve yelkenliler..Battery Park var..orda Ozgurluk Heykeli ve Tribecacilar..Washington Square Park var..orda NYU ogrencileri ve her turlu yasadisi eglencelik..Bryant Park var..orda NY Fashion Week’in red careptina nazir yenecek doner-ekmek ve aksam sinemalari..Gramercy Park var..orda Uma Thurman ve kilitli kapilar..
Saymakla bitmez malum-ama en bi once Central Park var elbet..Dunya parklarinin baskenti.. Bazen cherokee kurtlar bile yolunu sasirip iniyor, orda ordekler, orda tasmasiz kopekler, orda spor manyaklari, bisikletler ve piknikciler..orda kanolar, faytonlar, muzisyenler ve buzpateni, beyzbol ve futbol ve hayvanat bahcesi ve donmedolap, ve isiklar icinde Tavern on The Green..ve bir gun olur da basimiza bir is gelirse bulusacagimiz agacimizin alti ulubeyle..
Tum farklari bir yana, her parkin ortak noktasi bi damlacik yaz gorunce soyunuveren gunese hasret New Yorklular var bir de..Bikinileri ve kalin kumsal romanlariyla kizlar, frizbileri havada kapan labradorlari ve six-packleriyle oglanlar..Bir de bendeniz varim..Orta Dogulu muhafazakar genlerime yenilip bir turlu cimlerde guneslenmeye cesaret edemeyen, ya biri gorurse, ya gobegim firtlarsa, ya ayip olursa telasli bir adet son derece Turkish bin..

Bu yaza kadar yani..Ilk cikan guneslerde karar verdim bitecek bu kroluk diye, giydim bikinimi icime, aldim dergimi vurdum kendimi hem de yanimda kalkanlik yapacak ne bi arkadas ne bi manita, Central Park’in cimlerine…Etrafta nerdeyse cirilciplak adamlar, kadinlar, obezinden filintasina en ufak bir kendine guven eksikligi sizdirmadan uzanivermisler sereserpe..Once biraz gobegimi aciyorum yanlislikla siyrilmis bi tshirt iluzyonu vermeye calisarak..Okumaya dalmis pozunda etrafi kesiyorum..vee bi anda dogrulup sanki biri uzaktan kumandama basmis gibi cabucak ve kesin bi hareketle soyunuyorum..Kimse, ama kimse umursamiyor bu kisisel tarihimde bir donum noktasi hareketi..ne donup bakan var, ne ohs yavrum yapan ameleler, ne ay kiza bak tek basina soyundu ortalik yerde yapan teyzeler..Ani bi manevrayla gokyuzunden pike yapan helikopterler de, yok anasini satiym..Ben, pembe bikinim ve soyundum ama entelim havami saglayan New Yorker dergim..basbasayiz..Basardim! helal olsun bin sana..medeniyet budur kardesim!
Bir hafta sonra, Natalie Portman’a rastlanilan sahane bir West Willage gezintisinin ardindan Hudson River Park’da molalaniyoruz ulubeyle..Ruzgar var, etegim devamli ucusuyor, ulubey telasli..Bense kendime guvenliyim, bozmaz beni bunlar artik…as bunlari diyorum..bak butun kizlar bikinili diyorum…Oysa yok oyle birsey..Birak bikinilisini..Etrafta tek bi hemcins bile yok..herkes ama herkes erkek..Parkin ortalama yag orani 0’a yakin, herkes tash, herkes elele..herkes gay! Modern parklar zincirinin son halkasina ermis olmanin sehirli gururu ve ulubeye caktirmamaya calistigim “bizim manitayi kesen var mi” Anadolu endiselerimle bilincimin tahterevallisinde gidip geliyorum…Ulubey yelkenlilere bakip hayal kuruyor ve etegim acilmis acilmamis umru olmuyor.. Adolesan hayatinin park nosyonu Ankara Kugulu Park’in banklarindan ibaret ben, biraz bozuluyor muyum ne?
Bir hafta daha sonra, New York parklarinin en sahane okazyonu, bedava Summer Stage konserlerine istirak etmek uzere, yine Central Park’dayiz. Sahnede, Sierra Leone’daki savastan kacip sigindiklari Gine’nin bi gocmen kampinda kurulan The Refugee All Stars var..belgeseli izleyenler olmustur belki…Hava yagmurlu, soyunma ihtimali 0, icler rahat, piknik cantamiz ve domes romantizmimizle mutluyuz.. Gizli bulusma agacimizi kesmisler yalniz, uzuntulere gark oluyoruz…Ama kisacik bir an icin…Manhattan’in onlarca parkinda, binlerce agac icinde, bizim hikayemize ve moder(e)nlik seviyemize uygun bir agac vardir elbette, biliyoruz cunku…