Kamyonet, Fikret Hakan & Kükürt
Posted in Turkiye, bodrum, boyle de bir insan var, boyle de bisi oldu on August 30th, 2010 by Loony Bin – 13 CommentsUniversitenin ilk senesi. Yas 18 havamiz 1500. Düttürü kluplerde sabahlayip eve gitmemeyi, özdemir Asaf kitaplarinin icine acisli notlar yazip oglanlari cekistirmeyi biz icat etmisiz saniyoruz. Oysa tifiliz. Tuyu bitmemis yetimin hakkindaki yetim, yazik ana kuzusu onlar dahadaki kuzular biziz. Sabahtan oglene kadar elele kol kola, oglenden aksama girtlak girtlaga olmayi yadirgamiyoruz. Ortaokuldan beri arkadasiz. Kükürt ve ben.
Nasil olduysa babalardan izinleri kopardik ilk defa yalniz basimiza Bodrum’a gidicez. Gerci nasil oldugu da belli. İkimizin de aileler davul olmus gumbedegumgum caliniyo, bizi pek sallayan yok; ben seref listesine gecmisim bi sus payina ihtiyacim var; bi de uc yasimdan beri Bodrum’a gidiyorum zaten, hani tas evlerin duvarlarina yapisan kertenkeleleri bile isimleriyle taniyorum o derece. Ustelik baska bi yakin arkadasimizin ailesi de dibimizde olucak, kalinacak yeri ayarliycak, bize goz kulak olucak falan…Derken topladik bavullari vurduk kendimizi Varan otobuslerine, topkekler, seftali sulari emrimizde…Sadece birlikte buyumus iki kizin gulebilecegi gibi neye gulundugu kesinlikle belli olmayan, anirma seslerimizle bizden baska herkesin yolculugunun icine ediyo olusumuzu kiraz cekirdegi kadar umursamayan, sikayetler artinca sesimiz duyulmasin die koltuklarin kenarlarini isiran bi gulme krizi tutturup Mugla il sinirina girdik. Elele kolkola 1 girtlakgirtlaga 0.
Kükürt once annemin evine ugramamiz lazim dedi. Otobusten orda inelim zaten cok yakin ben esyalarimi birakiym ordan gideriz. İyi dedim ben. Meger yakin dedii Milas’mis. Muavin durttu geldik die biz indik otoyolun ortasinda ellerde bavullar gunes agliyo, ne yone gidicemiz belli diil. Elelekolkola 1 girtlakgirtlaga 1, minibustu taksiydi derken Gölköy’e vardik. Ha canim Gölköy. O zaman daha Gölköy’le Türkbükü birlesmemis, bugun Türkbükü’nun dimtisdimtis beach clublarinin yerinde bi kac firfirli lokanta, bi tane Palmiye diye klup, bi de bildiin deniz ve iskeleler falan var. Kalicagimiz yer bi pansiyon, pencerelerinden deniz gorunuyo, yurume mesafesinde bildiin köy var, bakkalinda elmali sarap, onunden minubus kalkiyo Bodrum Barlar Sokagi’na. Barlar Sokagi Esenler otobus terminalinden hallice bi yer diil henuz, parmaklanmadan; yaninizdaki pembis surat Ingiliz koylusu grubunun terli koltukaltlarina burnunuzu sokmadan yurumek; yan masada demlenen o zamanlar yeni yeni tureyen yerli ama cool rock gruplarindan birinin gitaristini kesiyomus gibi yaparak of sacmalama nesi hos bunun birak allasenlenen manitayi sinirden kopurtmek, mumkun…Adamik, Korfez, Mavi’ye gidip guzel muzik dinleyip trilyarder olmadan kafayi bulmak da..

Pansiyonumuz bi saibeli yalniz. Odalar dokuluyo, bizden baska pek tifildan grup yok, mekanin sahibi ohs yavrumlanarak killi gobeini kasiyo, musteri profili de bekar orta yas tek geldim iki kisi donucem supaneke dinimiz amin tayfasindan. Bi de kapilar kilitlenmiyo. Leng hafif korkuyoruz, da yiitlige nutella surmuyo, keyfimizi bozmuyoruz. Ben adi lazim diil biriyle kiristiriyorum, her gece Bodrum donusu 3umuz yandaki bardan asirdigimiz minderlerin ustune yayilarak iskelede bi sise tekilayi deviriyoruz. Kükürt bi kere de of bayildim cekmiyo, peki ya ben peki ya benlenmiyo, elele kolkola 2 girtlakgirtlaga 1 tatil suruyo.
Bu arada yan odadaki kadinla da ahbap olmusuz, kadin her dakka bizi bi yerlere davet ediyo kibarca savusturup arkasindan haince dedikodusunu yapiyoruz. Sonra bi ogleden sonra Golkoyde dolanirken, bu kadini goruyoruz. Biz suraya siz nereye derken kadin “ben de surdan bisiler alip Fikret Hakan’a gidicem. Cok yakin arkadasimdir. Siz de gelsenize” diyo. O yasimda oyle vayy yilanlarin ocu ne sahanedirlik bi halim de yok, bi tane Fikret Hakan filmi soyle desen soyleyemem, adam bana gece vakti silah cekse polise robot resmini cizemem, kadini tanimam etmem, Kükürt desen benden beter umrundan assagi Kasimpasa…Butun ibreler yok canim ne isimiz oluru gosterirken soyle bi birbirimize bakip peki olur diyoruz. Herseye evet dedigimiz, birbirimizin gaziyla kuyuya indiiimiz, o atlasa sen de mi atlicaksin deseler e atlarim ne varlanicagimiz bi yasta, mutemadiyen ucurtmalardayiz. Kadin onde biz arkada kikirkikir yuruyoruz. Sever misiniz Fikret Hakan’i dio kadin, “delisin bizden kral hayrani bulunmaz” cekiyoruz. Surdan binip gidelim diyo kadin, arkasi acik tingirak bi kamyoneti isaret ediyo, gidiyo on koltuga oturuyo. Kükürt ve ben bikinili dotlerimizle kamyonetin arkasina geciyoruz, ayaklarimizi sallaya sallaya, Fikret Hakan’in tam olarak hangisi olduunu cikarmaya calisa calisa, gerizekaliligin otobaninda son hizla buyuk yildizin evine variyoruz. Adam bizi kapida karsiliyo. Ustunde bi sort, bi keten gomlek, ve elinde icinde buzlari sikirdayan bi bardak viskiyle, devamli ama devamli o bardagi sakirdatarak…
Yani bilemiyorum Fikret Hakan’in o yillarda hala genc kiz hayranlari kalmis miydi ama kamyonetin arkasindan atlayip evine gelmis iki kiza hic de sasirmisa benzemiyo. Sanirsin gunluk groupie saati gelmis Keith Richards, oyle bi ‘yavrucum yok mu sizin ananiz babaniz” hali sezemiyoruz. Gerci tehlikeli ya da kacilicak bi durum falan da yok hic, da napicaz anasini satiym kükürt ben ve fikret hakan, viski mi icicez,plaj havlumuzu mu imzalaticaz, ve en onemlisi bu kadin kim leng diye bahcede dururken kadin “ay fikretjiim bak sana hayranlarini getirdim ehiehi” diyo, “yaaa ole oldu sizi de gorduk dunya gozuyle, rahatsizlik verdik biz kacalim” gibisinden bisiler geveliyorum ben jet hiziyla, ve eve meve girmeden dotumuzdeki kamyonet bazasi izleri daha gecmeden vinliyoruz. Yol boyunca heralde on kere falan altima işiyorum gulmekten ama bi yandan da hafif tirsmis, annem duysa falakaya yatirir diye sessiz sessiz yutkunarak, hani insan korkusunu arsizlikla bastirmaya calisir ya oyle bi gulme hali siniyo ustume.
Gece disari cikiyoruz, sabaha karsi bitap plak done done odaya geliyoruz. Ve tam kafayi vurmus uyuycakken once yarim yamalak bi sesler, sonra deli dana gibi cigliklarla yerimizden firliyoruz. Bizim kadin kosunnn yardim edin gibi bisiler diyo, ya odasina biri girdi, ya odasina birlikte girdigi biri buna saldirdi oyle bi durum var. Acayip korkuyoruz. Kadin bizim kapiyi yumruklamaya basliyo, acin acinn diye, kapi zaten azicik zorlasan çotanga die patliycak bi kalibrede, ama kadinin ona gucu yok, bizim de o düdük kilidi cikarmaya…Acamiyoruz, acmiyoruz. Sonra patir patir bi ayak sesleri, birileri geliyo, bisiler oluyo, sesler kesiliyo. Sabah kalktigimizda kadini goruyoruz. ‘niye acmadiniz kapiyi, yaziklar olsun size” diyo. Sesinde ben ki sizi fikret hakanla bile tanistirdim ulan oktavindan bi hayal kirikligi, bi cevap veremiyoruz. Sonra konustukca utandigimiz, niye yardim etmedik, niye bisiler yapmadik ayip bizelenecegimiz, utandikca daha cok guldugumuz, guldukce daha cok yerin dibine gectigimiz bi yara bandi olarak kaliyo o gece. Simdi dusununce biliyorum tabii niye basiretimizin baglandigini: tifildik hem nasil, kuzuyduk hem ne bicim: kendi yunlerimizden birbirimize kazak orucek kadar…Tatil bittiginde azicik birazcik daha buyumus gibi oluyoruz gerci de ne care. Sonraki yillarda cok kereler Kükürt’le el ele kol kola kirlarda dolasmak, cok defalar girtlagini sıkıvermek geciyo icimden. İkisini de yapiyoruz sayisini hatirlamadiim kadar. Sonra bi kac ay once Fikret Hakanli Cuneyt Arkinli acar Serif Goren filmi “2 Arkadas’i izlerken geliveriyo aklima bu Bodrum tatili. Yokluyorum o yazdan icimde kalan bu kiz hep benim arkadasim olucak hissi orda mi diye, bakiyorum duruyo durdugu yerde, Kükürt’e email atiyorum “hani kamyonetin arkasina binip fikret hakan’in evine gitmistik bi yaz Bodrum’da. Niye yapmistik biz oyle bisey?”
