Posts Tagged ‘Stefano Accorsi’

Ciflenmis Italyan Lavabo & Stefano Mi Amor

Posted in boyle de bisi oldu, film, hi-hi evet, new york on September 18th, 2010 by Loony Bin – 15 Comments

Ferzan Ozpetek’le tanistigim gecenin sabahinda sigarayi biraktim. Artik heyecandan mi, kendimi uzun masalarda bi yandan sigarasini tutturup bi yandan sarabini icerken herbiri ayri otoban arkadaslarinin arasinda son yasal hizla gidip gelen ve ne kadar pizza yese gobek yapmazmis, kac yasina gelirse gelsin albenisi kacmazmis gibi duran Ozpetek kadinlarindan sanip havaya girmemden mi nedir, her selam veren Italyanin ustune bebek gormus Ebru Gundes gibi atlayip o kadar cok sigara icmisim ki o buz gibi gecede havam kacmasin diye paltosuz kirittigim sokaklarda, sabah nefes alamiyodum. Dedim lanet olsun boyle sinema askina, bi 8 ay falan hic sigara icmedim.

MOMA’daydik. 2 Aralik once. Fimmaker in Focus programi Ozpetek’i agirliyordu, once Le Fate Ignoranti’yi izledik, konusmalar, alkis kiyamet gurur sevinc, bundan sonrasi Oskar muhabbetleri derken kutlama yemegine gidildi. Bi Italyan lokantasinin ust katina ciktik, 6 kisilik 6-7 tane masadan yerimizi bulup oturduk. Bizim masada ben, ulubey, yakin bi cift arkadasimiz, pek sevdigim 40 Shades of Blue’nun karanlik bi tiptir kesin diye dusunurken gayet balli gul borek cikan yonetmeni Ira Sachs, ve onun yine pamuk sekeri kivamli Ekvatorlu ressam manitasi var. Masadaki tek hetero ulubey ve ben, bi yandan sohbet ediyo, bi yandan homini girtlak yiyip iciyoruz, bi yandan da obur masalari ve en cok da Italyan adamlari kesiyoruz yarabbim sen buyuksun cekerek. Yalniz benim manzaraya yarim arkam donuk, cok randiman alamiyorum. Halbuki tam arkamizda Saturno Contro ve Le Fate Ignoranti’nin bos derste yaratilmis yildizi Stefano Accorsi var. O saclarin dalgasi, o gozlerin karasi nedir, koy beni ceketinin cebine mendil diye gezdir saskolozluklarindayim, dayiz. Bi de Italyan ekibinden birilerinin kucuk cocuklari var bir iki tane, onlarla falan oynuyo arada. Butun misafirler ahan da dogmamis cocuklarimin babasi hulyalarinda, kafamizda parklarda gamzeli cocuklarimizi salliyoruz salincaklarda Stefano’yla. Bu arada bizim masanin deniz goren sandalyelerinin ortak kanisi Stefano’nun devamli bizim tarafa baktigi yonunde. Tabi o zaman cocugun gay olup olmadigi buyuk onem kazaniyo, herkes gaydarlari acmis parmaginin ucunu nereye degdirdiginden sacini nasil taradigina kadar ipuclari taraniyo. Zira gayse her zevke hitap eden 5 ayri kulvar fistik adam var masada sec begen al ben ekarte, ama diilse tek hedef benim heyya heyya heyya mola. Beni aliyo bi telase, bizimkilere cemkiriyorum: “bi daha beni sakin full gay masaya oturtmayin, hadi oturttunuz bari totomu ortama dondurmeyin, bu ne yaa ben de insanim, goremiyorum hicbisiiii”. Profilimde de is yok ki , soyle yandan yandan pozlaniym.

Stefano’yla kalsa yine iyi, masalar arasi konsomasyon ve 15 dakikada bir asagi inip sigara icme kaynasmalari arasinda Italyanlara ve Italya’ya komple asik olmus durumdayiz ulubey ve ben. Romaya tasindik, terasindan yildizlari gordugumuz evimizde aksam yemekleri yiyoruz kocaman masamizin etrafini dolduran arkadaslarimizla, siestali ogle aralari veriyoruz, ask cesmesinde tuttugumuz butun dileklerimizin oldugu, vespamizla sokaklari arsinladigimiz, sabahlari cok saraptan basimizin agrimadigi, benim oglen 12ye kadar aman ellemeyelim sicrar kaknemi olmadigim, cift kanatli pencereleri acip tas avluya dogru gerinerek uyandigimiz, ne kadar sigara pofurdetirsek pofurdetelim lesh gibi öhhööö öhhhlemedigimiz b sinifi romantik komedimizin kokusuz dumani basimizda tuterken, bi sigara daha yakiyoruz si canim si si kanka olduk sandigimiz Italyanlarla. Artik Roma’da ben evlere temizlige mi giderim, ulubey gelatocuda bulasikci mi olur orasi o esnada muamma. Bulutlardayiz mi amor.

Masamiza dondugumuzde bu sefer de Ira’nin biz yokken hakkimizda “what an attractive couple” dediini yetistiriyo bizimkiler. Oh mamma mia bademli magnum dolce vita! Ben artik Milano semalarinda benzinsiz turlayan bi planorum. Stefano gelse inmem inemem pirpirpirliyorum. New York bize dar askitom bekle bizi Milano ve Roma’dan sonra finitolayan Italya bilgimden mutevellit adi aklima gelmeyen ama mutlaka harika olan o ucuncu sehir! Bu arada masadaki sohbet de Pierce Brosnan dedikodularindan baslayip, aile kurma, evlenme, evlat edinme, en guzel nerde yasanilir, en mutlu nasil olunur gibi gayet kabin ve kalp basinci yuksek irtifalarda seyrediyo. İste bizim Italyan masamiz diyorum icimden, yeni ciflenmis bi lavabo kadar mutluyuz hepimiz, siz espresso biz cannoli nasil da anlastik Italya’ya beraber tasinalim mi canim amicilerim? (italyanca arkadas yani, hi-hi evet)

Gecenin bitiminde mutluspor forveti bin ve cezvesi ulubey olarak evimize giriyoruz gobegi oksanan mutlu kedi mirmiri gibi pirpir eden planorumuzu parkedip. Netekim sabah oluyo sonra. Bende ates tavan yapmis, agzim diil cigerlerim oksuruyo, bi gece once Nights of Cabiria’daki Giulietta Masina gamsizliginda sigarasini tutturen ben sizlere omur, Cahide Sonku’nun son yillariyim bicare. Bi hafta yataktan cikamiyorum. Bari diyorum Ira’nin su izlemediim Married Life filmine bakiym de domestik hayallerimi mandallayip kurutiym, yok anacim meger benim gicir mutluluk idolum de hay ben bu evliligin ta..tadinda bi film yapmamis mi? Italya cizmesinin topugu kalbimi deliyo hafiften, sumuklerimi sildiim selpaklar yatagin yaninda topak topak olmus ne attractiveligimiz kalmis ne coupleligimiz, diil Italya karsi komsunun kapisini calsam bi tutam tuzunuz var mi diye, vize alamicaz donmusuz allah vergisi tipsizligimize cok sukur. Son bi cirpinis Stefano’yu googleliyorum acaba New Yorkdaki o Turk kizi nerdesin minvalinde bi missed connections ilani vermis olabilir mi Craiglist’e diye. Ve hay bin kunduz! Benim Stefano Laetitia Casta’yla nisanliymis, hani su sekiz yuvarlakliginda muhtesem vucutlu supermodel kadin, o da yetmezmis gibi iki cocuklari varmis. Alicaaniz olsun Italyanlar biriniz bile uyarmadiniz, demediniz kim bu ayi gibi gulen gurultucu tipler diye bakiodu sizin tarafa diye. Hih!

Italya hayallerim nehre itilen Cabiria gibi East River’in sularini boyluyo o anda. Planorumuzun sesi de duyulmaz olunca “Ben sigarayi birakiyorum” diyorum ulubey’e. “Pizza da soylemeyelim bosver. Kilo aliyorum sonra…”